Acentenin Hakları

2022-08-22T16:48:18+00:00 22 Ağustos 2022|

Acentelik hukukunda, 6102 ile değişiklikler yapılmış ve acentelerin, tacirlere göre ekonomik olarak zayıf ve güçsüz olması dolayısıyla koruyucu hükümler getirilmiştir. Tecrübelerden süzülen menfaatler dengesi korunmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede acenteye verilen ilk hak tekel hakkı(inhisar hakkı) ‘dır.

İnhisar Hakkı

III – İnhisar MADDE 104-

(1) Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça, müvekkil, aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı gibi, acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz.

Tekel hakkına ilişkin acenteyi koruyucu bir düzenleme getirilmiştir. İster yazılı sözleşmeye koyularak bu yapılabilir ister yazılı sözleşme yoksa bu konuda da yazılı bir metin hazırlanabilecektir. Bu konu demek yani yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça müvekkil aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı için birden fazla acente atayamazdır. Meğerki acente ile yazılı olarak tekel hakkı kaldırılsın.

Olağanüstü Masrafları Talep Edebilme Hakkı

Olağan bütün masraflar acenteye aittir. Fakat bununla beraber acente işinin gerekleri ile ilgili olağan tüm masrafları kendisi üstlenirken acente eğer işinin gerektirmediği olağanüstü masrafları müvekkili için yapmak zorunda kalırsa, müvekkilinden bunları talep edebilir. Müvekkilin talimatıyla veya acentenin vekaletsiz iş gören sıfatıyla müvekkilin menfaatini korumak amacıyla gerçekleştirdiği işlerin gerektirdiği harcamalar olabilir. Mallar bozulmasın diye ekstra bir masrafta bulunmuşsa, depo genişletmişse bunları talep edebilir.

Ücret ve Tahsil Komisyonu Alma Hakkı

Acente, acentelik sözleşmesinin devamı süresince kendi çabasıyla, kendi gayretiyle veya aynı nitelikteki işlemlerle kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir. Acenteye belirli bir diğer bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince bu bölgedeki veya çevredeki müşterilerle kendi katkısı olmadan kurulan işlemler için de ücret isteyebilir. Bundan dolayıdır ki müvekkil, acentenin bölgesi içerisindeki üçüncü şahıslarla o ticaret dalı için doğrudan ilişki kurarsa acenteye bunu derhal bildirmek zorundadır. Bildirmezse sözleşmeye aykırılık olur. Acente, acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra kurulan işlemler için de istisnai hallerde dahi ücrete hak kazanabilmektedir.

Acente, işlemi aracılık etmişse veya işlemin yapılması kendi çabasına bağlanabileceği ölçüde işlemi hazırlamış ve işlemde acentelik ilişkisinin bitmesinden sonra uygun bir süre içerisinde kurulmuşsa bundan dahi ücret talep edebilir. Buna ek olarak TTK113/1-2 uyarınca:

  1. Ücrete hak kazandıran işlemler MADDE 113-

(1) Acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince kendi çabasıyla veya aynı nitelikteki işlemler için kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler için ücret isteyebilir. Bu ücret hakkı, üçüncü fıkra uyarınca önceki acenteye ait olduğu hâlde ve ölçüde doğmaz.

(2) Acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa, acente, acentelik ilişkisinin devamı süresince bu bölgedeki veya çevredeki müşterilerle kendi katkısı olmadan kurulan işlemler için de ücret isteyebilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi burada da uygulanır.

Ücret istenebilecek bir hukuki işleme ilişkin olarak üçüncü kişinin önerisi yani icabı, acentelik ilişkisinin sona ermesinden önce acenteye veya müvekkile ulaşmışsa acente yine ücrete hak kazanır. Bu ihtimalde ücretin hal ve şartlara göre hakkaniyet gereği ise sonraki acentenin de uygun bir pay alması gerekebilir. Başlamış ama henüz nihayete erdirmemiş, buradan da anlaşıldığı üzere acente kendi başlamış, kendisi bitirmiş işlemler başarılı olduğu zaman zaten sözleşmede kararlaştırılan ücreti alacaktır. Eğer ücretin sözleşme ile miktarı kararlaştırılmamış ise TTK bu yönde diyor ki ilgili sektördeki acentelik yapıldığı takdirde mahkeme oradaki teamülü araştırsın demektedir. Oradaki ücret de belirsiz ise hakim kendisi takdir edecektir.

Hapis Hakkı

Aslında kanundan doğan bir taşınır rehini türüdür. Acentelik sözleşmesi gereği sahip olduğu bu rehin hakkı TMK950 vd. yer alan bir rehin türüdür. Nitekim kanun koyucu acentenin sahip olduğu hapis hakkını TTK119’da düzenlerken MK950/2, 951, 953’te düzenlemektedir.

Taşınır teslim edildiyse rehin alınabilecektir. Medeni Kanun’da hapis hakkının doğabilmesi için bir kere o hapis hakkına konu olan kıymetli evrak ile o ilgilinin alacağı arasında bir doğal bağlantı şartı aranır. Oysa TTK hükümlerinde bu doğal bağlantı şartı varsayılır. Dolayısıyla acentenin hapis hakkını kullanması genel hükümlerdeki hapis hakkının kullanılmasından daha kolaydır. Çünkü acente müvekkilinin rızasıyla elinde bulundurduğu taşınır eşyalar üzerinde, kıymetli evrak üzerinde ücret hakkını almak bakımından kanundan doğan bir hakka sahiptir.

IV – Hapis hakkı MADDE 119-

(1) Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar, acentelik sözleşmesi dolayısıyla alıp da gerek kendi elinde gerek özel bir sebebe dayanarak zilyet olmakta devam eden bir üçüncü kişinin elinde bulunan taşınırlar ve kıymetli evrak ile herhangi bir eşyayı temsil eden senet aracılığıyla kullanabildiği mallar üzerinde hapis hakkına sahiptir.

(2) Müvekkile ait mallar acente tarafından sözleşme veya kanun gereği satıldığı takdirde, acente bu malların bedelini ödemekten kaçınabilir.

(3) Müvekkil aciz hâlinde bulunduğu takdirde, acentenin henüz muaccel olmamış alacakları hakkında da birinci ve ikinci fıkra hükümleri uygulanır.

(4) Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla, 951 ilâ 953 üncü maddeleri hükümleri saklıdır.

Hemen Arayın
Whatsapp