HAGB KARARLARININ DENETİMİ

2022-06-28T12:06:43+00:00 28 Haziran 2022|

HEMEN İLETİŞİME GEÇMEK İÇİN 0 541 485 92 48

HAGB KARARLARININ ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU YOLUYLA DENETİMİ

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Ceza Muhakemesi Kanunu 231. Madde 5.Fıkra ve devamında düzenlenmiştir.

                  (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

                  (6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 – 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.

                  Yukarıdaki kanun maddesinde de belirtildiği gibi HAGB yani Hükmün Açıklanmasının geri Bırakılmasına karar verilebilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Sanık hakkında hükmolunan ceza iki yıl veyahut daha az süreli hapis ya da adli para cezasıysa, sanık daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkum edilmemişse ve HAGB kararına rızası varsa hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. HAGB kararlarının denetimi bir üst mahkeme tarafından yapılmaktadır. İşbu denetime itiraz kanun yolu adı verilmektedir. Sanık hakkında verilen HAGB kararını bir üst mahkemeye taşımakta serbest olsa da HAGB kararına itirazın reddi üst mahkeme tarafından kesin olarak verilmektedir. Bu şu anlama gelmektedir. Olağan kanun yolu olan istinaf ve temyize başvuru yolu kapalıdır.

                   HAGB kararlarının denetimi öğretide de tartışılmaktadır. İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuramayan sanık ancak bir üst mahkemeye vereceği itiraz dilekçesiyle kararın hukuka aykırı olduğunu iddia edebilmektedir. Uygulamada üst mahkemeler tarafından HAGB kararına itiraz gerekçesiz bir şekilde reddedildiği görülmektedir. Bu sebeple hakkındaki HAGB kararının kaldırılmasını isteyen sanık Kanun Yararına Bozma veya Anayasaya  Mahkemesine Bireysel başvuru gibi yollara başvurmaktadır.

                  Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu, temel hak ve özgürlüklere yönelik ihlallerin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir hukuki çaredir. Bu bakımdan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerince verilen kararları maddi ve hukuki yönden inceleyen bir merci değildir. Bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin görevi, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanında kalan haklar kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini incelemektir. HAGB karalarının Anayasa Mahkemesine Bireysel başvuruda bulunurken adil yargılanma hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, ifade özgürlüğü, etkili başvuru hakkı bakımından götürüldüğü anlaşılmaktadır.

A.) İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE YASAĞI YÖNÜNDEN

                   İhlal edilen temel hakkın işkence ve kötü muamele yasağı olduğu kararlar, Ceza Muhakemeleri Kanunda düzenlenen HAGB şartlarına yeni bir şart eklemiştir. Anayasa Mahkemesi Deniz Yazıcı (B. No: 2013/6359, 10/12/2014) kararında, kötü muamele olayının failleri hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini “suç ile verilen ceza arasında orantısız bir uygulama ve yasal olmayan bu tür eylemlerin önlenmesini sağlayabilecek caydırıcı bir etki doğurmama” olarak değerlendirmiştir. Anılan başvuruda; Devletin, başvurucunun fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü kanunlar aracılığıyla koruma hususundaki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği ve Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucuna ulaşmıştır. Dolaysıyla işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği  olaylarda yerel mahkemeler HAGB kararı verememektedirler.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ YÖNÜNDEN

                Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken uygulanan yaptırımın ağırlığını da dikkate alınması gereken bir unsur olarak görmektedir. Yüksek Mahkemeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları mahkûmiyet hükmü niteliğinde olmasa da beş yıl içinde kasıtlı bir suç işlenmesi hâlinde öngörülen cezaların aynen uygulanması söz konusudur. Ceza tehdidinin, kişileri kamusal meseleleri tartışmaktan caydırıcı bir rol oynayacağı ve otosansüre yol açabileceği belirtilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının bazı durumlarda ifade özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahale teşkil edebileceği ifade edilmektedir.

ADİL YARGILANMA HAKKI YÖNÜNDEN

                 Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında verdiği bir kararında, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün eksik incelemeye dayalı olarak verildiği ve temel hakların ihlal edildiği iddialarını, başvurucuların talebi/rızası üzerine hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve istinaf/temyiz yoluna başvurmayı mümkün kılan bir karar verilmesinin tercih edilmediği gerekçeleriyle açıkça dayanaktan yoksun olarak değerlendirmiştir. Mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini talep eden sanıkların, haklarındaki bu kararın istinafta/temyizde yapılacak esas ve usul incelemesini talep etme hakkından vazgeçtiği saptamasında bulunmuştur. Buna göre başvurucular, rıza göstermekle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile ortaya çıkan menfaatlerden yararlanmayı tercih etmişlerdir. Başka bir karar ise “[v]erilen kararın temyiz değil de itiraz incelemesine tabi olması başvurucunun kendi tercihinden kaynaklanmaktadır. HAGB kararlarının itiraz kanun yoluna tabi olacağı 5271 sayılı Kanun’da açıkça belirtilmektedir ve başvurucu, HAGB’ye muvafakatini açıklamak suretiyle itiraz incelemesinin nitelik ve kapsamını da kabul ettiğini zımnen ortaya koymuştur” gerekçesiyle açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur” şeklindedir.

                  Doktrinde tartışma yaratan husus ise kişiyi iki dezavantajlı durum arasında bırakmak ve HAGB kararının daha iyi bir seçenek olduğunu düşünen sanığı neredeyse sen seçimini yaptın diyerek istinaf ve temyiz hakkından mahrum bırakmaktır. Yukarıda da bahsedildiği üzere HAGB kararları bakımından Anayasa Mahkemesi’nin tavrı açık olup başvurular hakkında KABUL EDİLMEZLİK kararı vermektedir.

                 Anayasa Mahkemesi’nin incelediği ihlallerden biri ; İtirazın Süresinde Yapılıp Yapılmadığı Hususunda Hataya Düşülmesidir. Burada mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başka bir ihlal ise gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi durumunda yaşanmıştır. Burada ise Anaysa Mahkemesi tarafından savunma için gerekli kolaylıklardan faydalanma hakkı ihlal edilmiş olduğuna karar verilmiştir. Başvurucunun tazminat talepleri reddedilmiştir.

Stj. Av. Elif Nur Akyol

HEMEN İLETİŞİME GEÇMEK İÇİN 0 541 485 92 48

Hemen Arayın
Whatsapp