Hastayı Aydınlatma Yükümlülüğü

2021-06-02T12:38:47+00:00 5 Haziran 2021|

Hekimin, hastanın vücut bütünlüğü üzerinde yapmış olduğu bir müdahalenin hukuka uygun olması için beli şartlara uygun olması gerekir.

Şartların en temeli rızadır.

Rıza, hastanın bedeninde yapılacak tıbbi müdahaleye onay vermesidir.

Rızanın hukuka uygun olması için;

  • Rıza verilen konu
  • Tıbbi müdahalenin nasıl yapılacağı vb.

Bu bilgilerin sunulması aydınlatma ile olur. Hastanın aydınlatılması hekime yüklenen bir yükümlülüktür.

Aydınlatma olmaksızın alınan rıza hukuka aykırıdır.

 

Hekim,

  • Tıbbi müdahaleden önce hastanın yapması veya yapmaması gerekenler,

Müdahalenin her aşaması,

  • Yararları,
  • Sakıncaları,
  • Müdahale sonucunda meydana gelebilecek olan olası komplikasyonlar,
  • Hastanın kullanması gereken ilaçlar ve nasıl kullanacağı,
  • Müdahalenin uygulanmaması durumunda olabilecekler gibi
  • Müdahale öncesi ve sonrası tüm konularda hastayı aydınlatmalıdır.

 

KOMPLİKASYON

Komplikasyon, tıp bilimi ve mesleğinin verilerine uygun davranılmasına ve ortaya çıkmaması için gereken önlemler alınmasına rağmen meydana gelme olasılığı kabul edilen risklerdir.

Kısaca, oluşması tahmin edilen ancak önlenemeyen, oluşumunda kusur olmayan sonuçlardır.

Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise hekim ve hastane sorumlu tutulamaz.

Hekimin komplikasyondan sorumlu tutulmaması için komplikasyonlar ve bunlar sonrası yaşanan süreç hakkında hastayı aydınlatmış olmalıdır.

 

MALPRAKTİS

Tıbbin kötü uygulanması, kötü hekimlik uygulamaları veya tıpta yanlış uygulamalar olarak açıklanabilir.

Malpraktis kavramının temelinde “tıbbi hata” yer almaktadır.

Tıbbi hata, hekimin tıp mesleğini icra etmesi dolayısıyla yaptığı tıbbi girişimde, tıp mesleğinin ve biliminin kural ve gereklerine uymaması sebebiyle hastanın hayatı ve sağlığına zarar vermesidir.

Tıbbi hatalar, aydınlatma kurallarının ihlalinde, teşhiste veya tedavi yönteminin uygulanmasında ortaya çıkabilir.

 

 

Komplikasyonun malpraktise dönüşmesi mümkündür.

Hekim, öngörülen ve meydana gelebilmesi beklenen bir sonuç hakkında hastayı aydınlatmamış veya sonuç meydana geldiğinde zamanında gerekli tedaviyi uygulamamış ise sonuçtan sorumlu tutulacaktır.

 

MALPRAKTİS ÇEŞİTLERİ

1) TEŞHİS HATASI

Hekim, teşhis için gerekli tüm müdahaleleri, tetkikleri yapmalı, sonuçları değerlendirmeli ve tıp bilimi gereklerine uygun olarak yorumlamalıdır. Bu hususlarda yapılan hatalar teşhis hatasıdır.

 

Hekimin teşhiste başarılı olma yükümlülüğü yoktur. Önemli olan hekimin uzmanlığının ve hastalığın gerektirdiği biçimde hareket etmesidir.

 

2) TEDAVİ VE TEDAVİ SONRASI YÜKÜMLÜLÜKLERİN İHMALİ HATASI

Tedavinin hatalı olması durumunda hekimin yasal sorumluluğu söz konusu olur.

Tedavi, somut olaya göre uygunsuz olabilir ya da hekim tarafından hatalı şekilde uygulanmış olabilir.

Hekimin hareketi icrai veya ihmali olabilir.

Tedavi sırasında veya sonrasında gerekli kararların verilmemesi de tedavi hatasıdır.

 

3) ORGANİZASYON HATASI

Hastanede gerçekleştirilen tıbbi müdahalelerden 1.derecede hastane yönetimi sorumludur.

Hastane, hastaların kaldıkları süre boyunca bakımı sağlama, kayıt tutma ve sır saklama, yiyecek ve uygun ortam sağlama, bulaşıcı hastalıklardan koruma gibi bir çok yükümlülüğe sahiptir.

Hastanenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde hastane yönetimi organizasyon hatasından sorumlu olacaktır.

 

4) ÜSTLENME HATASI

Hekim, hastanın hastalığı konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip olmadığı durumlarda hastayı konunun uzmanı bir başka hekime yönlendirmelidir. Bunu yapmayan hastanın tedavisini üstlenmesi durumunda üstlenme hatası meydana gelecek ve hekim sorumlu tutulacaktır.

 

MALPTAKTİSTE ÖZEL HASTANENİN SORUMLULUĞU

Hasta bir özel hastaneye başvurduğunda, hasta ile hastane arasında “hastaneye kabul sözleşmesi” kurulmuş olur. Sözleşme hasta ile özel hastane arasında kurulduğundan hekim ile hasta arasında sözleşme ilişkisi yoktur.

 

Bu nedenle hekimin sözleşmesel sorumluluğu doğmayacak ancak haksız fiilden ötürü sorumluluğuna gidilebilecektir.

 

Hastanın uğradığı zararlardan özel hastane ve hekim müştereken sorumludur. Hasta uğradığı zararın tazmini talebini, sadece hekim veya sadece hastaneye yöneltebileceği gibi, her ikisine birlikte de yöneltebilir.

 

Hastanenin sorumluluğu, kural olarak, hastaya uğramış olduğu zarar için belirli bir miktar tazminat ödeme şeklinde ortaya çıkar.

 

Hastane kusurlu ise hastanın hem maddi hem de manevi zararlarını tazmin etmekle yükümlüdür.

 

MALPRAKTİSTE DEVLETİN SORUMLULUĞU

 

Anayasanın 56. maddesine göre; devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ile sorumludur. Devlet, bu görevini, kamu ve özel kesimlerdeki sağlık kurumlarını denetleyerek yerine getirir.

 

Bu hükme göre ister kamu ister özel sağlık kuruluşu olsun tüm hastanelerin temel işlevi kamusal sağlık hizmeti vermektir. Bu hizmetler tıp biliminin verilerine uygun olarak gerekli özen ve nitelikte gerçekleştirilmiyorsa tüm bunlardan devlet (Sağlık Bakanlığı) sorumlu tutulabilecektir.

 

Bu nedenle yanlış ve eksik tedaviden zarar görenler öncelikle devlete karşı dava açma hakkına sahiptir.

 

Stj.Av. Dilan Ecem Ceylan

Hemen Arayın
Whatsapp