MESAFELİ SÖZLEŞMELER ALANINDA GETİRİLEN DEČİŞİKLİKLERİN TÜRK HUKUKU AÇISINDAN DEČERLENDİRİLMESİ
- GİRİŞ
Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte bilişim ve e-ticaret sektörü, tüketici işlemlerinin en yoğun gerçekleştiği alanlardan biri hâline gelmiştir. Mesafeli sözleşmeler, tüketicinin satıcı veya sağlayıcı ile fiziksel olarak karşı karşıya gelmeksizin sözleşme kurması nedeniyle özel bir hukuki korumaya ihtiyaç duymaktadır. Türk hukukunda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği kapsamında yapılan güncel değişiklikler, tüketicinin korunmasını güçlendirmiş ve özellikle aracı hizmet sağlayıcıların hukuki sorumluluklarını belirginleştirmiştir.
Hızlı gelişen teknoloji ile birlikte, bu gelişime uyum sağlamak isteyen tüketici hukuki ilk değişikliğini 24.03.2022 tarihinde kabul edilen 7392 sayılı TKHK ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile getirmiş, devamında 23 Ağustos 2022 tarihinde yayımlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği, 14 Eylül 2022 tarihinde yayımlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğine Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik ile geliştirerek devam ettirmiştir.
Bu çalışmada, mesafeli sözleşmelere ilişkin getirilen güncel değişiklikler, öğretideki değerlendirmeler ışığında incelenmekte ve Türk hukuku açısından ele alınarak bir bütün olarak değerlendirilmiştir.
2. MESAFELİ SÖZLEŞME KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİČİ
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesine göre mesafeli sözleşme, satıcı veya sağlayıcı ile tüketici arasında, uzaktan iletişim araçları kullanılarak kurulan sözleşmelerdir. Bir sözleşmenin “mesafeli tüketici sözleşmesi” tanımlanması için taraflardan birinin mutlaka tüketici diğer tarafın ise satıcı olması gerekmektedir. Bu tip sözleşmelerde tüketici belli bir bedel ödemeyi satıcı ise sözleşme konusu mal ve hizmeti teslim etmeyi taahhüt eder. Mesafe kavramı ise yukarıda da açıkladığımız üzere tarafların bir araya gelmeden uzaktan iletişim araçları kullanarak sözleşme kurmasından ileri gelmektedir.
23 Ağustos 2022 tarihinde yayımlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği ile kısa mesaj aracılığı ile kurulan ve eş zamanlı olarak tamamen ifa edilen abonelik içermeyen katma değerli elektronik haberleşme hizmetleri ile 23/06/1983 tarihli ve 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu kapsamındaki bağışlar ve kamu kurumlarınca sunulan katma değerli elektronik haberleşme hizmetleri mesafeli sözleşme hükümleri kapsamında sayılmamıştır.
Uzaktan iletişim araçlarının neler olduğu tek tek açıklanmamış olsa da gelişen internet teknolojisi ve tüm dünyada etkisini gönderen pandemi nedeni insanların web siteleri üzerinden yaptığı alışverişlerin sayısı oldukça artmıştır. Bu şekilde yapılan alışverişlerde tüketiciler fiziken temas etmedikleri, bazen sadece tek bir görselini görükleri ürünleri inceleme, düşünme ve karar verme aşamalarını hiç yaşamadan sözleşmeler kurmaktadır. Bu durum da pek çok olumsuzluğu beraberinde getirmektedir.
3. MESAFELİ SÖZLEŞMELER ALANINDA YAPILAN DEČİŞİKLİKLER
Mesafeli sözleşmeler alanında yapılan güncel düzenlemeler, tüketicinin korunmasını güçlendirmek ve uygulamada ortaya çıkan belirsizlikleri gidermek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu değişiklikler, ön bilgilendirme yükümlülüğü, cayma hakkı ve aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluğu üzerinde yoğunlaşmaktadır.
3.1. ÖN BİLGİLENDİRME YÜKÜMLÜLÜČÜ
Mesafeli sözleşmelerde tüketicinin korunmasının temel araçlarından biri, satıcı veya sağlayıcıya yüklenen ön bilgilendirme yükümlülüğüdür. Zira mesafeli sözleşmeler, tüketicinin satıcıyla yüz yüze gelmeden, mal veya hizmeti fiilen görme ve inceleme imkânı olmaksızın kurulmaktadır. Bu durum, tüketicinin sözleşme ilişkisine ilişkin kararını sağlıklı şekilde verebilmesini zorlaştırmakta; dolayısıyla bilgi asimetrisi doğurmaktadır. Kanun koyucu, bu asimetrinin giderilmesi amacıyla satıcıya sözleşme kurulmadan önce tüketiciyi açık, anlaşılır ve eksiksiz biçimde bilgilendirme yükümlülüğü yüklemiştir. Ön bilgilendirme yükümlülüğü, tüketicinin bilinçli bir şekilde sözleşme kurabilmesi açısından temel bir koruma aracıdır. Güncel düzenlemelerle birlikte, satıcı veya sağlayıcının yanı sıra aracı hizmet sağlayıcıların da ön bilgilendirmeden müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesi ile Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nin 5. maddesi uyarınca satıcı; mal veya hizmetin temel nitelikleri, toplam bedeli, teslim ve ifa şartları, cayma hakkının varlığı, süresi ve kullanılma usulü gibi hususlarda tüketiciyi bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu bilgilendirmenin, tüketicinin kullandığı iletişim aracına uygun şekilde ve sözleşmenin kurulmasından önce yapılması zorunludur. Bilgilendirme metninin varlığı kadar, içeriğinin açık ve tüketicinin anlayabileceği nitelikte olması da önem arz etmektedir.
Ön bilgilendirme yükümlülüğünün usulüne uygun şekilde yerine getirilmemesi, satıcı açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle cayma hakkına ilişkin eksik veya hiç yapılmayan bilgilendirme, cayma süresinin uzamasına ve satıcının bedel iadesi yükümlülüğünün ağırlaşmasına neden olabilmektedir. Nitekim uygulamada, tüketici hakem heyetleri ve mahkemeler, bilgilendirmenin şekli ve içeriğini titizlikle incelemekte; ispat yükünü de büyük ölçüde satıcıya yüklemektedir.
Bu yönüyle bilgilendirme yükümlülüğü, yalnızca şekli bir prosedür değil; tüketicinin iradesini sağlıklı biçimde oluşturmasını sağlayan, sözleşmenin geçerliliğini ve taraflar arasındaki menfaat dengesini doğrudan etkileyen asli bir yükümlülük niteliğindedir.
3.2. CAYMA HAKKI
Ne taraflar arasında ne de tüketici ile alınan mal ya da hizmet arasında direkt temas söz konusu olmadığı için bu tip sözleşmeler yüksek risk barındırmaktadır. Hukukumuz bu konuda tüketici koruyan en önemli hak olan cayma hakkını detaylı olarak düzenlemiştir. Buna göre tüketici hiçbir neden belirtmeksizin ve cezai hak ödemeksizin 14 gün içince cayma hakkını kullanabilecektir. Bu süre hak düşürücü süre olarak düzenlenmiştir. Hizmet sözleşmelerinde hizmetin başladığı gün, mal teslimi içeren sözleşmelerde ise malın teslimi ile birlikte bu süre işlemeye başlar. Cayma hakkı bildirimi satıcıya yazılı olarak yapılabileceği gibi veri sağlayıcılarına yapılacak bir bildirim şeklinde de kullanılabilir. Ancak tüketici tarafından hizmetin başlamasından ya da malın tesliminden evvel de cayma hakkının kullanılabilmesi mümkündür.
Cayma hakkının kullanılması konusunda da satıcıya yüklenen yükümlülükler bulunmaktadır. Satıcıya güncel değişikliklerle birlikte ön bilgilendirme yükümlülüğü yüklendiğinden bahsetmiştir. Bu bilgilendirme ile cayma hakkı, süresi ve nasıl kullanılacağı konusunda da tüketicinin bilgilendirilmesi gerekmektedir. Bu bilgilendirme yapılmadığı takdirde tüketicinin 14 günlük cayma hakkı süresi başlamayacaktır.
Hukukumuzda taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tüketicinin cayma hakkını kullanamayacağı sözleşmeler açık şekilde sayılmıştır. Bunlar;
-13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre tescili zorunlu olan taşınırlar ile kayıt veya tescil zorunluluğu bulunan insansız hava araçlarına ilişkin sözleşmeler.
-Tüketiciye teslimi yapılmış olan cep telefonu, akıllı saat, tablet ve bilgisayarlara ilişkin sözleşmeler.
-Canlı müzayede şeklinde açık artırma yoluyla akdedilen sözleşmeler.
-Tаnıtma ve kullanma kılavuzunda satıcı veya yetkili servis tarafından kurulum veya montajının yapılacağı belirtilen mallardan kurulum ya da mоntajı yapılanlara ilişkin sözleşmeler.
3.3. TESLİM SÜRESİ
Yeni düzenlemeler mal teslimi ya da hizmetin ifasını belli sürede yerine getirmeyi öngörerek tüketiciyi satıcının keyfi uygulamalarından uzak tutmayı amaçlamıştır. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun açık şekilde satıcının taahhüt ettiği süre içinde edimini yerine getirmesi gerektiğini ve bu tahhhüt süresinin otuz günü geçemeyeceğini belirtmiştir. Pek tabi imkansızlık halleri için satıcıyı koruyan düzenlemeler yapılmıştır. Edimin yerine getirilmesinin imkansızlaşması ya da bedelin tahsil edememesi durumlarında, satıcı tarafından durumun öğrenildiği tarihten itibaren 3 gün içinde, veri sağlayıcısı üzerinden ya da yazılı olarak bildirimde bulunarak bu yükümlülükten kaçınılabilir. Fakat burada imkanzıslık objektif bir imkansızlık olarak değerlendirilmelidir. Malın stokta bulunmaması gibi satıcının kusuruna dayalı nedenler imkansızlık olarak değerlendirilmemelidir.
3.4. ARACI HİZMET SAČLAYICILARIN SORUMLULUČU
Yayımlanan yönetmeliklerde aracı hizmet sağlayıcısı ve platformun ne olduğu açık şekilde tanımlanmıştır;
Aracı hizmet sağlayıcı; “Oluşturduğu sistem ile uzaktan iletişim araçlarını kullanmak veya kullandırmak suretiyle satıcı veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden gerçek veya tüzel kişi”
Platform; “Kamu hizmetlerinin tek nokta dan sunulduğu ortak kamu elektronik platformu hariç olmak üzere, aracı hizmet sağlayıcının mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık etmek üzere oluşturduğu sistem”
E-ticaret platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, aracı hizmet sağlayıcıların mesafeli sözleşmelerdeki rolü önem kazanmıştır. Bu gelişim ile birlikte aracı hizmet sağlayıcılarına mevzuatımızda yer verilmeye başlanmış ve satıcıların bazı sorumluluklarından müteselsil olarak sorumlu tutulmaya başlanmışlardır. Bu düzenleme ile tüketicinin haklarını kime karşı kullanacağı konusundaki tüm soru işaretlerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Hukukumuzda aracı hizmet sağlayıcılarından ilk defa 2022 yılında yayımlanan TKHK ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun da bahsedilmiş ve sorumluklar tanımlanırken “tüketici, satıcı ile sözleşmenin kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcısı” ibaresi eklenmiştir. Bu sürece kadar mesafeli satış sözleşmelerinde yaşanan en önemli sorun aracı hizmet sağlayıcıların hiçbir sorumluluğu olmaması idi. Fakat bu değişiklik ile birlikte satıcıya yüklenmiş olan pek çok yükümlülükten satıcı ile birlikte müteselsil sorumlu olmasına karar verilmiştir. Burada şu ayrım önemlidir. Satıcı ya da hizmet sağlayıcısının tek başına girmiş olduğu verilerde müteselsil sorumluluk söz konusu olmayacaktır. Örnek vermek gerekirse, eğer satıcının tek başına girdiği veriler söz konusu ise sorumluluk yalnızca satıcıya, uzaktan iletişim platformları üzerinden yapılan reklam, tanıtım vb.çalışmalarda taahhüt edilen bilgiler ile ürünlerin uyumlu olması, platformun sürekli açık tutulması gibi konularda ise sadece hizmet sağlayıcısı sorumlu olacaktır.
Aracı hizmet sağlayıcısına yüklenen en önemli sorumluluk ön bilgilendirme yükümlülüğüdür. Makalemizin 3.1.nolu bölümünde açıklamış olduğumuz tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesinden satıcı ile birlikte müteselsil olarak sorumludur. Aracı hizmet sağlayıcısına yüklenen bir diğer sorumluluk ise tüketicinin platforma kaydedeceği tüm bilgilerinin KVKK kapsamında kaydedilmesi ve saklanmasıdır. Aracı hizmet sağlayıcısının doğal görevlerinden biri sistemi sürekli açık tutmak ve kendisine gelen tüm bildirimleri anında
satıcıya iletmektedir. Bu bildirimler basit talepler olabileceği gibi tüketicinin cayma hakkını kullanmak istediğine ilişkin bildirimler de olabilir. Tüm bu işlem ve bildirim kayıtları aracı hizmet sağlayıcı tarafından 3 yıl boyunca kayıt altında tutulmalı ve resmi kurumlar, satıcı ya da tüketici tarafından talep edildiğinde iletilmelidir. Ayrıca malın taahhüt edilen sürede teslimi hususunda da satıcı ile müteselsil olarak sorumludur.
Aracı hizmet sağlayıcısının maddi sorumluluğu da bulunmaktadır. Eğer aracı hizmet sağlayıcısı üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek satıcının Kanun ve Yönetmeliklere aykırı hareket etmesine neden olursa sebep olduğu her bir tüketici işleminden sorumlu olmaktadır. Bazı durumlarda, eğer taraflar aralarında anlaşırsa, aracı hizmet sağlayıcıları satıcı adına bedel tahsil edebilmektedir. Bedelin aracı hizmet sağlayıcısı tarafından tahsil edildiği durumlarda tüketici cayma hakkını kullanmışsa bedelin cayma bildiriminin ulaştığı tarih itibariyle iade masrafları ile birlikte tüketiciye iadesi hususunda da satıcı ile müteselsil olarak sorumludur. İşbu iade masrafları hususunda taraflar kendi arasında bir sözleşme yaparak tüketici üzerine bırakılmasına karar vermişlerse aracı hizmet sağlayıcısının sorumluluğu doğmayacaktır.
Kısaca özetlemek gerekirse güncel değişiklikler sonucunda aracı hizmet sağlayıcısına, satıcı ve tüketicinin yapmış olduğu her işlem ve bildirimin kaydedilmesi, herhangi bir şikayet ya da talep durumunda ilgilisine iletilebilmesi ve tüm bu sürecin takibi için elverişli bir sistem kurmak ve bu sistemi kesintisiz olarak açık tutma sorumluluğu yüklenmiştir.
Sonuç olarak, mesafeli sözleşmeler alanında yapılan güncel düzenlemeler, tüketicinin korunmasını önemli ölçüde güçlendirmiştir. Ancak bu düzenlemelerin etkinliği, uygulamadaki denetim ve bilinç düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.
Av. İlay Gündoğan