Ceza Muhakemesinde Etkin Müdafilik

2021-06-02T12:11:04+00:00 2 Haziran 2021|

CEZA MUHAKEMESİ SORUŞTURMA EVRESİNDE ETKİN MÜDAFİLİK

 

Ceza Muhakemesi kavramı: Yetkili makamlarca suç şüphesinin öğrenilmesinden başlayıp, bu şüphe yenilene kadar devam eden süreç.

 

SORUŞTURMA: Suç şüphesinin öğrenilmesi ile başlayıp iddianame kabul edilinceye kadar geçen süreç.

KOVUŞTURMA: iddianamenin kabulü ile başlayıp hüküm kesinleşinceye kadar geçen süreçtir.

 

İyi bir ceza muhakemesi süjesi olmak isteniyorsa kavramlara dikkat edilmelidir.

 

Adli kolluk: Polis, jandarma. Özel kolluk görevlileri ise; Gümrük Muhafaza, Sahil Güvenlik,

Yargıtay 3.Ceza Dairesi 2006/9884E., 2007/6845K., 25.09.2006 tarihli kararında, “bir ormanda orman muhafaza görevlileri (özel kolluk görevlisi) kapalı kasası olan bir kamyonu durduruyorlar. İçerisinde kaçak orman ürünü olduğundan şüpheleniyorlar. Kamyon üzerinde arama yapıyorlar. Gizli saklı bir şeyin ele geçirilmesi çabası arama işlemidir. Kamyonun kapalı kasasının açılması bir aramadır.  5271 sayılı CMK md119 ve yönetmeliğinin 4.maddesine göre orman muhafaza memurları kolluk tanımı içerisinde yer almadıkları, mahkeme kararının usul yönünden arama talebinin reddine ilişkin gerekçesinde belirtilmesi karşısında, orman muhafaza amirinin emri ile arama yapılamaz.” Kamyon kasasının açılması adli aramadır. Burada arama emrini veren orman muhafaza amiridir. Ancak orman muhafaza amiri adli kolluk içerisinde sayılmamıştır. Dolayısıyla arama kararı hukuka aykırı, elde edilen delil hukuka aykırı ve mahkumiyeti etkileyecek başka bir delil yoksa beraat kararı verilmesi gerekmektedir. CMK md164/1 4 adet adli kolluk saymıştır. AY md13., Kanunda açıkça yazılmadıkça herhangi bir özgürlüğü kısıtlamak mümkün değildir. Covid ile ilgili yapılan birçok işlemde bu sebeple hukuka aykırıdır.

 

ADLİ ARAMA: Eğer bir isnatta bulunarak, somut belli bir kişiyi ya da eşyası, konutu iş yeri aranıyorsa adli aramadır. Kişinin çantasında silah bulunulduğundan şüpheleniliyor veya uyuşturucu madde bulunulduğundan şüpheleniliyor ve kişinin çantası açtırılıyorsa bu bir adli aramadır.

Adli aramanın koşullar:

Hakim kararı. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcının emri, savcıya da ulaşılamıyorsa kolluk amirinin emri gerekir.

 

ÖNLEME ARAMASI: Taksim meydanında bir miting yapıldığında, miting alanına girerken herkesin üzeri çantası aranıyorsa önleme araması söz konusudur. Burada bir isnat söz konusu değildir. Seçilmiş bir kişi söz konusu değil, mitinge giren herkes aranmaktadır.

Birinin çantasının aranması, cebinin kurcalanması arama faaliyettir.

 

Yetkili Makamlar Suç Şüphesini Nasıl Öğrenir?

  • Kendiliğinden (Re’sen)
  • Suç Duyurusu
  • Mahkeme Tutanakları
  • Adalet Bakanının Talebi

Kolluk Suç şüphesini öğrendiği zaman ne yapması gerekir?

CMK md. 161/2-Kolluk öğrendiği suçları, el koyduğu olayları, yakalanan kişileri derhal Cumhuriyet savcısına haber verip onun emri doğrultusunda hareket etmelidir. Kolluk derhal cumhuriyet savcısını haberdar etmez ve onun emri doğrultusunda işlem yapmazsa kolluğun elde ettiği deliller hukuka aykırı olur.

Bir dosyada sadece iddianame, gerekçeli karar duruşma tutanakları önemli değildir. Dosyadaki arama tutanakları da çok önemlidir. Örneğin arama işlemi saat 14:00da yapılmış ancak arama kararı tutanağında saat 16:00 olarak görünüyor. Burada yapılan arama hukuka aykırıdır. Yargıtayca her arama kararı da hukuka uygun değildir. Makul şüphe olmadan verilen arama kararı hukuka aykırıdır. Bu hususlar yakalandığında etkin müdafilik söz konusu olacaktır.

Yakın tarihli bir uyuşturucu dosyasında 2 şüpheli mevcut. Sadece bir şüphelinin ikametgahı aranıyor. İki şüpheli arasında menfaat çatışması var. Kolluk yapılan adli arama esnasında diğer şüpheliyi adli aramaya tanık göstermiştir. Evraklar bu yönde düzenlenmiştir. Adli arama burada koşullarına uygun yapılmamıştır. Menfaat çatışması olması sebebiyle diğer şüpheli tanık gösterilemez. Aramada cumhuriyet savcısı veya komşulardan iki kişinin veya muhtar heyetinden iki kişi olması gerekir. Dolayısıyla olayda elde edilen uyuşturucular hukuka aykırıdır ve delil niteliğinde kullanılamaz. Söz konusu dosyada sanığın tahliyesine ve beraatine karar verilmiştir.

Kolluk, suçu;

  • Suç duyurusu,
  • Durdurma
  • Suçüstü halinde yakalama ile öğrenir.

DURDURMA:

Asıl kural, kolluğun amirine sormadan ve ondan emir almadan ya da savcıya sormadan ve ondan emir almadan yapabileceği işlem sayısı çok sınırlıdır. Bunlardan biri durdurmadır.

PVSK md4-a gereği kolluk amirinden emir almadan kişileri durdurabilir. Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanarak makul bir sebebin bulunması gerekir. Burada polisin tecrübesinden kasıt şunlardır; ilk olarak polisin elinde istatiksel bir veri olmalıdır. Örneğin, İstanbul Beykoz ilçesinde ev hırsızlıkları meydana geliyor. Polis haber gelince gidip evi araştırıyor. Kapı otomobil lastiklerinin tamirinde kullanılan aletler patlatılmıştır ve içeri girip hırsızlık yapılmıştır. Polisin elinde, o günlerde hırsızlığın o şekilde yapıldığına ilişkin bir veri var. Saat 00:00-01:00 civarı polis devriye görevi yaparken birisine rastlıyor ve adam elinde otomobil lastiklerinin tamirinde kullanılan aletler ile yolda yürüyor. İşte polisin bu şahsı durdurması için bir sebep var ortada. İkinci krater ise; olağan dışı bir şey olmalıdır yani polisin edindiği izlenime göre makul sebep olması. Örneğin, adamın göğsünden kan akıyor ve elinde bıçak koşturuyor cadde de. Meğerse biri o kişiyi bıçaklamış adam da bulduğu bıçak ile onların peşinden koşuyor ve polis ilk bıçaklayanları görmemiş. Burada durdurma için bir sebep vardır. Bu iki kriter dışında polisin kişiyi durdurma aykırıdır. Önleme araması haricinde, polisin metroda ya da meydanda durup bir kişiyi durdurarak gel bakayım buraya diyerek kişi durdurup araması özgürlüklerin kısıtlanması açısından hukuka aykırıdır. Polis koşulları var ise durdurma sebebini söyleyerek kişiyi durdurmalıdır ve sorular sormalıdır.

Polisin elinde önleme arama yetkisi var ve bir arabayı durdurdu. Polis bu önleme araması ile arabanın her yerini arayabilir aslında. Önemli olan önleme aramasının koşullarının oluşup oluşmadığıdır. Önleme araması var dolayısıyla arabanın bagajını arayamaz diyemeyiz. Önleme aramasının sadece yapılamayacağı konut ve işyeri gibi yerler vardır. Yargıtay kararında; Polisler bir minibüsü durduruyor. Minibüsün altından poşet sallanıyor ve poşetin ucunda da iki tane tel var. Polisler diyor ki bu bomda olabilir dokunmayalım ve minibüsü karakolun bahçesine çekip bomba imha ekibini çağırıyorlar. Minibüsün altında sallanan poşetin içerisinde gerçekten bir el bombası olduğu anlaşılıyor. Minibüsün içerisi de arandığında zulalanmış patlayıcı madde olduğu tespit ediliyor. Avukatlar burada polislere arama kararı olup olmadığını soruyorlar. Polislerde önleme araması kararı var diyorlar. Bu dosyada sanıklar hakkında ateşli silahlar, bıçaklar kanununa aykırılıktan mahkûmiyet hükmü kuruluyor. Yargıtay; burada önleme araması adliye aramasına dönmüştür ve adli arama kararı yoktur diyor. Eğer polis önleme araması esnasında aracın içerisinde patlayıcı silahlar vs. bulsa idi o an el koysa idi önleme arama yetkisi ile bunları yapabilirdi bir hukuka aykırılık olmazdı. Ancak polis o an önleme araması esnasında aramayı kendisi yapmamış. Bomba olabilir diyerek bir isnatta bulunmuş ve aracı karakolun bahçesine çekmiş. Bu durumda artık önleme araması adli aramaya dönmüştür. Dolayısıyla adli arama koşulları olmadığı ve gecikmesinde sakınca bulunan bir hal olmadığı için de Yargıtay ilk derece mahkemesinin verdiği kararı bozmuştur.

Önleme aramasında örneğin polis, durdurduğu kişiye aç bakalım bagajı dedi kişi açtı bagajı ve bagajda çanta var ve çantadan silah çıktı. Buradaki önleme aramasında hukuka aykırılık yoktur.

GBT araştırması, kimlik sorma yetkisi PVSK md4-a ya da önleme aramasına dayanır. Kişinin özgürlüğünü kısıtlayıcı bir şeydir ve hukuka uygunluğu yoktur. Devlet, bu şekilde yakalama emri olan kişileri yakaladığını ve hukuka uygun olduğunu iddia ediyor. Ancak yakalama emri olan birini yakalamak zaten devletin görevi. Bu kişi nerdeyse bulup ele geçirmelidir. Devlet 2-3 kişiyi ele geçirmek için 100 kişinin özgürlüğünü 5dk kısıtlamış oluyor. Bu kabul edilebilir bir şey değildir.

PVSK 4-A/6 Polis, durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir. Bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez. Çarşı ve mahalle bekçilerine de bu görev verildi ancak bu görevliler gece görev yapabilirler. Bunun istisnası; kamu düzeninin bozulmasını gerektirecek açık göstergeler varsa emrinde oldukları kolluk amirleri bu kişileri gündüzde görevlendirebilir. Örneğin, gece bekçisinin görevi 20:00’da başlayacak. Bu bekçilerin canı sıkılıyor ve saat 17:00’da mahalleyi gezmeye başlıyorlar. İnsanları durdurup, üzerlerini yokluyorlar, direnirse yerlere yatırıyorlar. Burada müdafi olarak, bekçinin durdurma yetkisi dışında bekçinin o saatte görevli olup olmadığı da incelenmelidir. Eğer bekçinin o saatte görevlendirildiği iddia ediliyorsa müdafi olarak görev yazısı istenmelidir. Görev yazısı gönderseler de hangi kamu düzenin bozulmasının açık açık göstergesi var da bu bekçi görevlendirildi diyerek sorulmalıdır.

Polis kişiyi durdurduğunda şayet kişinin üzerinde, eşyasında silah ya da başka tehlikeli eşya bulunduğu konusunda yeterli şüpheye sahipse polis kişinin üzerini elle dıştan kontrol edebilir. Bu şekilde bir delil elde edilirse bu delil ceza muhakemesine yansır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi “Polis, gündüz vakti öğleden sonra elinde siyah poşetle yürüyen şahsı durduruyor. Polis durdurma sebebi olarak tutanağa; durumu şüpheli görülen ve bazı suçlardan da sabıkası olan şeklinde yazmıştır. Burada kanunda tanımı olan polisin tecrübesine içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanarak makul bir sebebin olması tanımına uymamaktadır. Olayın devamında polis, kişinin elindeki siyah poşeti açıyor ve poşetin içinde iş yerinden alınmış bir kazak var. Polis iş yerini arıyor ve kazağın onlardan alınıp alınmadığını soruyor. İş yeri sahibi, şahıs bunları satın mı aldı yoksa çaldı mı bilemeyiz diyor. Bunun üzerine polis, kazağı bırakıyor ve şahsın üzerini arıyor. Şahsın üzerinde sustalı bir bıçak çıkıyor. 6136 sayılı kanuna aykırı. Muhakeme sonucunda kişi yerel mahkemede mahkûm edilmiş. İtiraz sonucunda Yargıtay; arama için makul bir şüphe olmadığı, aramanın hukuka aykırı olduğu dolayısıyla elde edilen delilin de hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile yerel mahkemenin kararını bozuyor. Burada Yargıtay’ın da kararı eksiktir. Çünkü bir delilin hukuka aykırılığı ilk işlem anına göre belirlenir.  Eğer ilk işlem hukuka aykırı ise devamındaki bütün işlemler hukuka aykırı olur. Yasak ağacın meyvesi de zehirlidir. Dolayısıyla Yargıtay’ın hukuka uygun veya aykırı kabul etmesi ayrı. Yargıtay öncelikle durdurma işleminin hukuka uygun olup olmadığını denetlemeli idi.

DURUŞMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUS ŞU:

Hakim’e kişinin hukuka aykırı durdurulduğunu söyleyerek şahsin çantasından çıkan ya da üzerinden çıkan uyuşturucu madde hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu iddia ediyoruz. Hakim ise burada sonuca bakıyor ve delil elde etmeseydi ben bunu hukuka aykırı bulurdum da delil elde edildiğini göre hukuka uygun kabul ederim diyor. Buna karşı cevabımız ise; delil elde edilmeseydi zaten hukuka aykırı delil tartışması yapmamıza ihtiyaç yoktu. Delil elde edildiyse zaten hukuka aykırıdır dememiz gerekiyor. Örneğin polis, arabanın bagajını aştığında aramanın koşulları yoksa, kişiyi durdurduğunda durdurmanın koşulları yoksa elde edilen uyuşturucunun ya da miktarının bir önemi yoktur. ETKİN MÜDAFİLİK BUDUR.

Yargıtay suçüstü halinde yapılan elle dıştan kontrol halinde elde edilen delillerin hukuka uygun olduğunu kabul ediyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.10.2016T., 2016/10-57E., 2016/374K., “Polise ‘sağlık ocağı civarında birileri uyuşturucu satıyor’ diyerek ihbar geliyor. Poliste araştırma yapmak için sağlık ocağı civarına gidiyor ve tarife uygun bir şahıs görüyor. Şahsı durdurup şahsın üzerini elle dıştan kontrol ettiklerinde arka cebinde uyuşturucu madde ele geçiriyorlar. Elde edilen bu delil hukuka aykırı değildir. Çünkü soruşturma başlamış demek için somut bir kişiye yönelik bir isnat olması lazım. Yani Ahmet uyuşturucu madde satıyor diyerek bir ihbar olması lazım. Bu olayda öyle değil. Polis savcıdan nasıl ve neye göre izin alacak bu olaydı. Dolayısıyla olayda somut bir kişiye yönelik bir ihbar olmadığı için hakim burada elde edilen delili hukuka uygun buluyor.” Yargıtay, soruşturma başladığında kolluk cumhuriyet savcısına ya da kolluk amirine haber vermeden bir delil elde ederse hukuka aykırı bir delil elde edildiğini iddia ediyor. Ama bu kararda soruşturma aşaması daha başlamamış dolayısıyla hukuka uygundur diyor. Burada da tartışılması gereken nokta somut bir ihbar olup olmadığıdır. Ya da anlatılan sürecin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tartışılmalıdır.

Yargıtay suçüstü hali yoksa elle dıştan kontrol halinde elde edilen delillerin hukuka aykırı elde edildiğini kabul ediyor. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 20.12.2018T., 2016/10-1014E., 2018/664K., “Polis somut bir kişiye ilişkin bir ihbar alıyor. ‘X şahsı şu civarlarda uyuşturucu madde satıyor’ şeklinde bir ihbar var. Hatta bir kadın polise ‘X kişisi benim kocama uyuşturucu madde satıyor, kişiyi yakalayın ki bu kişi artık benim kocama uyuşturucu madde satmasın’ içerikli bir dilekçe veriyor. Burada somut bir kişiye somut bir suç isnadı var. Kolluk burada haberdar olmuş ve soruşturma başlamış. Yargıtay bu olayda savcıya haber verilmeden delil elde edildiği için hukuka aykırı bulurdum AMA burada kolluk uyuşturucu madde satıldığı iddia edilen yere gitmiş şahıs polisleri görünce uyuşturucu maddeyi çıkarıp yere atmış poliste yerden almış dolayısıyla burada elde edilen uyuşturucu madde hukuka aykırı değildir. Eğer polis şahsın üzerinde bir arama yapıp uyuşturucu madde elde etmiş olsaydı o zaman hukuka aykırı derdim demiştir.” Yargıtay’ın bu görüşü de yanlıştır. Polis oraya gitmeseydi X kişisi polisi görünce cebinden çıkarıp uyuşturucuyu atar mıydı? Bu bile yasak ağacın meyvesidir. Diğer tartışılacak mesele ise olayın gerçekte böyle olup olmadığıdır. Şüpheli gerçekten de polisi görüp uyuşturucuyu yere mi attı? Bunu tutanağı okuyarak, şüpheliye sorarak öğrenebiliriz. Ancak tutanağın altında 50 tane polisin imzası oluyor. Dolayısıyla hakim polis yalan mı söylüyor diye bir soru yöneltebilir. Delillerin doğrudan doğruyalığı ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biridir. Dolayısıyla kolluk bir tutanak tuttuysa duruşmaya imza atan bu kollukların davet edilmesini sağlamalıyız. Çoğunlukla mahkeme kolluğa ‘bu imza senin mi’ diye soruyor. Polis ‘evet’ diyerek gidiyor. Burada bizim soru sorma hakkımız var. ‘orada mıydın?, olay nasıl oldu anlat, şüpheli böyle olmadığını söylüyor.’ Şeklinde sorular sorulabilir. Unutmayın ki aksini ispat müdafilerde değildir. Bazı hallerde kanun açıkça belgenin ispat yükünü kendisi kabul etmiştir. Örneğin duruşma tutanağının ispat gücü, trafik polislerinin yazdığı tutanaklar. Duruşma tutanağının sahteliği iddia edilebilir. Devlet bir otoritedir ve iddiasını o ispat etmek zorundadır. Yani müdafi olarak biz olayın öyle olmadığını iddia etmeliyiz.

 

Örnek; CİMER’e gönderilen bir ihbarda ilçeye yeni atanan kaymakamın çok fazla para harcadığı, oldukça pahalı otomobile bindiği, bu görüntülerin kendisinin rüşvet aldığının delili olduğu, hakkında rüşvet suçundan dolayı soruşturma yapılması gerektiği belirtilmektedir. Bunun üzerine CİMER ihbar dilekçesini gereği için ilçe Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Savcının izlemesi gereken yol ve vereceği karar ne olacaktır?

-CMK md158/6 soruşturmaya başlanmamasını düzenlemiştir. İhbara konu eylem suç oluşturmuyorsa ya da ihbar genel ve soyutsa soruşturmaya yer olmadığına dair karar verir.

 

CEZA MUHAKEMESİNİN YÜRÜYÜŞÜ

SORUŞTURMA:

Suç à Soruşturmanın Başlaması à Soruşturmanın Yürütülmesi.

Savcı soruşturmanın yürütülmesinde;

  • Koruma tedbirlerine başvuracak
  • Delilleri toplayacak
  • Diğer işlemler

MÜDAFİİN SORUŞTURMA EVRESİNDEKİ YETKİLERİ

1-Dosyayı inceleme ve örnek alma (CMK md.153):

Uygulamada en büyük problem. Müdafiinin dosyayı inceleyebilmek ya da müdafilik ilişkisinden söz edebilmek için vekaletnameye ihtiyaç yoktur. Kişinin müdafisi olduğu, şüphelinin kendisine sorularak, şüpheliye ulaşılamıyorsa ve acil bir durum söz konusuysa örneğin tutuklamaya itiraz, aile bireylerinin beyanı, tüm bunlar yoksa bile avukatın beyanına itibar gösterilmelidir. Bunun tek istisnası kanunda sayılan suçlardır. Yani kanunda sayılan suçlarda soruşturmanın amacını tahliyeye düşürebilecek ise Savcının talebi üzerine Hakim dosyayı inceleme yetkisini kısıtlayabilir. Bir dosyayı incelemek istediğimizde kısıtlama kararı var diyip göstermediklerinde;

  • Kısıtlama kararını istemeliyiz. Bu kısıtlama kararına itiraz edilebilir. Verilen kısıtlama kararlarında genelde kısıtlama sebebini yazıp açıklama yapılmıyor. Örnek, organize suç örgütü çökeltilecek. Her şey hazırlandı operasyon yapılacak bir kişi kaçtı. Bunun için kısıtlama kararı verilebilir. Yani gerekçede ‘şüphelilerden birini ele geçiremedik, bilgi sızması söz konusu olacak’ şeklinde gerekçeli bir karar olmalıdır. Eğer böyle bir gerekçe varsa bile sonrasında araştırılmalı, gerçekten X kişisi kaçtığı için mi gizlilik kararı verilmiş? X kişi aranmış mı? Yoksa avukatlar ayağına dolanmasın diye mi bir karar verilmiş.  Bunlara bakılmalı. Çünkü Hakim ve savcı için de bunlar suç şikayet etme hakkımız var.
  • Kısıtlama kararının istisnası vardır. Bu istisnadaki belgeler talep edebilir. Bilirkişi tutanakları, şüphelinin beyanı, hazır bulunmaya yetkili olunan diğer işlemler kısıtlama olsa dahi talep edilebilir.

Kısıtlama kararı iddianame kabul edilinceye kadar verilebilir. Ancak soruşturma amacı tehlikeye düşürülmekten kurtarıldıysa kısıtlamanın kaldırılması gerekir.

  • İtirazımızı; gerekçe yoksa gerekçeye dayandırmalıyız.
  • Gerekçe varsa doğruluğu tartışılmalı
  • Kısıtlama kararı var ve itiraz ettik reddedildi. 1-2 ay sonra kısıtlamanın kaldırılması için dilekçe vermeliyiz. Yine kaldırmadıysa tekrar talep etmek gerekir. Bir müdafi ısrarcı değilse talepler yerine gelmez.

 

Dosya incelenirken bakılması gerekenler:

  • Suçlamaya bakılmalı. Görevlendirildiğimiz dosyaya giderken elimizde kanunda gidip suç hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir.
  • Delillere bakılmalı. Hukuka uygun mu değil mi.
  • Sicil bilgilerine bakılmalı
  • Yapılan işlemlere bakılmalı. Tutanakta cebinden çıkardı attı yazıyor. Şüpheliye bunun sorulması gerek.

 

2-Şüpheli veya sanıkla görüşme ve yazışma yetkisi

  • Öncelikle şüpheliye kendimizi tanıtmamız gerekir. (ben müdafi olarak barodan sana görevlendirildim, müdafiliği kısaca anlatmalıyız, onun aleyhine bir şey yapmayacağımızı vurgulamamız gerekir.) Direkt ifadeye girilmemesi gerekir.
  • Kötü muamele olup olmaması sorulmalı. (Aç kalması, örneğin uyuşturucu bağımlısı uyuşturucu alamadığı için titriyor. Rahatılaması sağlanmalı, ilaç verilmesi talep edilmeli. Yoksa nasıl ifade verilecek.)

 

 

 

3-Hukuki yardımda bulunma ve hazır bulunma yetkisi

Avukatın hukuksal yardımda bulunması somut olayın özelliklerine göre değişir. Örneğin ifade sorguda aktif iken teşhis işleminde müdafi pasiftir.

  • Şüpheli veya sanığı maddi olay ve hukuksal nitleiği konusunda aydınlatma
  • Şüpheli veya sanığı hakları konusunda aydınlatma
  • Olayı değiştirme ve kendisinin olayla ilgili yalan söyleme hak ve yetkisi bulunmamaktadır.
  • İfade alma ve sorgu sırasında soru sorulabilir
  • Sorulan sorulara itiraz edilebilir.

Örnek; bir iş hanının odasında bir şahıs karnından bıçaklanarak öldürülmüş olarak bulunuyor. Akşam saatlerinde görevli katları dolaşırken kapının aralık olduğunu görüyor ve içeri bakıyor. Öldürülen kişi karnından bıçaklanmış şekilde koltukta duruyor. Polisler, sağlık görevlileri görüp incelediğinde kişinin intihar etmediğini başkası tarafından bıçaklandığı tespit ediliyor. Bıçağı kim saplamış belli değil. Aradan zaman geçiyor ve polise ‘Ölen kişinin katili X kişisi’ diyerek ihbar geliyor Polis sen kimsin dediğinde ihbar eden telefonu kapatıyor. Polis savcıya haber veriyor savcı da; X kişisini yakalayın ifadesini alın bana getirin diyor. Burada görevli müdafiinin yapması gereken;

  • Dosyada ihbar dışında X kişisinin o suçu işlediğini gösteren hiçbir delil yok. Dolayısıyla susma hakkı olduğu şüpheliye söylenmeli. X kişisi öldürdüğünü müdafiye söylese bile susma hakkını kullanabileceği söylenmelidir. Susma hakkı dışında, yalan söylerse cezalandırılmayacağı hatırlatılmalı.

Örnek; Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.10.2006, 2006/5-165, 2006/213, M kişisi müdafiyi arayarak; çalıştığı kurumda kasadan sorumlu tek kişi kendisinin olduğunu anahtarın sadece kendisinde olduğunu ve bugün sayımda 5.000TL açık olduğu anlaşıldığını söylüyor. Burada Müdafinin ilk sorusu, şüpheliye gerçekten alıp almadığını sormaktır. Şahıs eğer gerçek olduğunu işlemlerin daha kurum içinde araştırıldığını söylüyor. Burada zimmet suçunu ve zimmet suçunda etkin pişmanlığı bilmemiz gerekir. Eğer soruşturma başlamadan aldığını iade ederse cezasının 2/3’ünün indirileceğini bilmek gerekir. Dosyadaki verilere göre bu kişinin suçu işlediği ortaya çıkacağı aşikar. Dolayısıyla etkin pişmanlıktan yararlanmak daha lehe olacaktır. Müdafi optimum fayda sağlamalıdır.

 

4-Kanun yoluna başvurma yetkisi

Soruşturma evresinde kanun yoluna başvurma müdafilerin çoğunlukla kullanmadığı bir yöntemdir.

Kanun yoluna başvurunun iki amacı vardır;

  • Yargı organlarını denetlenmek
  • Bazen amaca hizmet etmektir.

Örneğin, kişi yakalandı, gözaltına alındı. CMK md.90’da Sulh Ceza Hakimine başvuru düzenlenmiştir. Bu konu hakkında dosyalarda neredeyse hiç başvuru bulunmamaktadır. Gözaltı süresi 24 saattir bunun aşılarak kişi gözaltında tutulduğunda yakalama hukuka aykırı olur. İtiraz ettiğimizde yakalamanın hukuka aykırı olduğu kabul edilirse elde edilen tüm deliller hukuka aykırı olacaktır. Buna zamanında itiraz edilmeyip, duruşmada, istinafta vs. dile getirildiğinde zamanında itiraz edilmediği söz konusu oluyor.

 

Stj. Av. DİLAN ECEM CEYLAN

Hemen Arayın
Whatsapp