Peşin Sermaye Hesabının Yapılması

2022-09-13T10:57:17+00:00 16 Eylül 2022|

Öncelikle eşe yapılan ödemeler toptan değil de irat olarak yapılsaydı TRH yaşam tablosuna göre, aylık ne kadar alacağı bulunur.

Daha sonra yine TRH yaşam tablosuna göre boşanma dava tarihinde, bakiye ömrünün ne kadar olduğu hesaplanır

Eşe ödemeler toptan olarak değil de irat olarak ödense idi, boşanma davasının açıldığı tarihten sonra toplam ne kadar ödeme alacağı bulunur

Bulunan bu değerin yıllara göre %10 iskontolu logaritmik peşin değer tablosuna göre, boşanma davasının açıldığı tarihteki peşin değerinin hesabı yapılır

Bulunan peşin değer TMK m. 228/2 maddesi gereği kişisel mal sayılır ve eşin aldığı peşin ödemeden düşülür Bulunan rakamın ½’si diğer eşin katılma alacağıdır.

228/2 Kapsamında Hesaplanmayan Ödemeler:

  • Kıdem tazminatı
  • Bireysel emeklilik
  • Zorunlu olmayan (ihtiyari) emeklilik sistemleri

Alacakların Tasfiyeye Dahil Olup Olmayacağı

TBK m. 185 kanuni temlik uygulanarak, üçüncü şahıs nezdindeki eşe ait ve ödenecek miktardaki alacaktan, diğer eşe mahkeme kararıyla temlikine karar verilebilir.

«Taraflar arasında çözülmesi gereken ihtilaf İ. F. Kurumunda davalı A. adına hesapta bulunan paranın hesabın bulunduğu kurumun tasfiye halinde olması ve davalı A. lehine hangi tarihte ne miktar ödeme yapılacağının belli olmaması sebebiyle tasfiyede dikkate alınıp alınamayacağı, bu hususta hüküm kurulup kurulamayacağı noktasındadır. TMK’nun 179. maddesi hükmüne göre, mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. 743 sayılı TKM’nin yürürlükte olduğu 01.01.2002 tarihi öncesi eşler arasında aynı Kanunun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerlidir. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan katkı nedeniyle açılan dava, katkı payı alacağı davasıdır. Belirtilen bu dönemde gerçekleştirilen ödemeye ilişkin uyuşmazlığın, Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekir. Kural olarak resmi evlilik birliği içinde edinilen mallar, mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olması durumunda tasfiyede dikkate alınmaları gerekir. Evlenme öncesi veya mal rejimi sona erdikten sonra taraflardan birinin edindiği malın tasfiyeye dahil edilmemesi gerekir. Talebe konu hesabın açılma tarihi ve 01.01.2002 öncesi hesabın bulunduğu kurumun tasfiyeye girmesi gözetildiğinde talebin katkı payı alacağı niteliğinde olduğu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözülmesi gerektiği açıktır. 6098 sayılı TBK’nun 185. maddesine (818 sayılı BK’nun 164.m) göre kanuni temlik, temlik edenin bir irade beyanına gerek olmadan muayyen bir vakıanın gerçekleşmesi ve bir kanun hükmü ile alacağın bir kimsenin mamelekinden çıkarak diğer bir kimsenin mamelekine geçmesidir. Temlik edenin bir irade beyanına lüzum olmadan; mahkeme kararı ile bir alacağın, bir kimsenin mamelekinden başka bir şahsın mamelekine geçmesine ise “kazai temlik” denir. Alacağın temliki, kazandırıcı bir tasarruf işlemi olması nedeniyle; Temlik edenin malvarlığının aktifinde, mevcut haklarda başkası lehine bir azalmayı, bir değişmeyi veya kayıtlamayı gerektiren hukuki bir işlemdir. Bir kimsenin ileride kazanacağı alacakların temliki de mümkündür. Burada ileride gerçekleşecek olmakla birlikte, temlik anında hukuki bir temeli olan alacak mevcuttur……Bu şekildeki temlikte alacaklı sahip olduğu alacağı veya beklenen bir hakkı ya da bir hukuki durumu temlik etmiş olduğundan artık başka bir işlem yapmakla yükümlü değildir. Diğer anlatımla alacağın talep edilebilir hale gelmesi, geciktirici şartın gerçekleşmesi veya çekişmenin çözümlenmesi, alacağın temliki sonuçlarını meydana getirecektir. Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir ” (6098 sayılı TBK. m. 185). hükmü gereğince; hiçbir şekil şartına gerek olmadan gerçekleşir… Davalı Alime adına “Tasfiye Halindeki . F. Kurumu’ndaki hesapta bulunan para aslında bilinen, her an ödenebilir, ancak ödenecek miktarı belli olmayan bir durumda bulunan ve muaccel olan bir para olup, borçlu eşin kendisinden kaynaklanan bir engel ya da nedenle değil, söz konusu Kurum’un (Bankanın) tasfiye halinde olması durumundan kaynaklanan bu özel durum (engel) nedeniyle tam olarak ne zaman ödeneceği belli olmayan (belirsiz olan) ancak ödenebilir muaccel para alacağıdır. Öyle ise böyle bir alacağın TBK’nun 185. maddesi uyarınca “… Mahkeme kararıyla (yargısal devirle) temlike” konu olabilmelidir. Henüz muaccel (ödenebilir durumda) olmadıklarından ödenmeyen emekli ikramiyesi kıdem tazminatı, OYAK tarafından yapılan ödemeler ve benzerleri için aynı şeyi söylemek olanaksızdır……Toplanan deliller ve alınan yazı cevaplarından davalı A. adına kar ve zarara katılma hesabındaki miktarın 81.806,70 Euro olduğu bildirildiğine, kurumun tasfiyesi sebebiyle ödemelerin yapılmasının bir sıraya bağlandığı, ödeme tarihi ve miktarının henüz belli olmadığı, tasfiyenin sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğine, tahakkuk edecek alacağın miktarı tasfiye sonunda belli olacağından şu an itibarıyla davalı adına kesinleşmiş miktarı belli olmamakla beraber ortada hukuki temeli olan ve hesapta olduğu anlaşılan bir alacak bulunduğuna, ödenecek miktar açısından davalı A. yararına hesaptaki miktardan ne kadar ödeme yapılacağının tasfiye sonunda anlaşılacağına göre 818 sayılı Borçlar Kanununun 164.maddesi (6098 sayılı TBK’nun 185.m) karşısında davalı yararına ilgili hesap sebebiyle yapılacak ödeme miktarı üzerinde davacının % 50 oranda katkı payı alacağı bulunduğunun TEMLİKİNE karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. TEMLİKE ilişkin kurulacak bu hüküm alacağın Mahkeme kararı ile temliki olarak değerlendirilebilir. Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacakların 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve tasfiye sonunda ödemenin yapılacağı tarihte henüz belli olmadığından bu şekildeki temlike ilişkin hüküm kurulabileceğinin kabulü hak arama özgürlüğü ve hukuki yarar bakımından da yerindedir. (Anayasanın 36.m., AİHS’nin 6.m) Her eda davasının temelinde külli bir tespit ve temlik unsurunu içerdiği, eda hükmünde düzenlenen her durumun arkasında sorumluluk saptanmasını içeren bir zorunlu tesbit ve temlikin kabulünün mevcudiyeti de tereddütsüzdür. Katılma alacağı davalarına konu bu tür alacaklar söz konusu olduğunda ancak, TBK’nun 185. maddesi kapsamı gözetilerek üçüncü şahıs (somut olayda Tasfiye Halindeki İ. F. Kurumu) nezdindeki hesapta bulunan davalı-borçluya ait ve ödenecek miktardaki paradan, davacı-alacaklının alacağı (hak ettiği oran kadar) oranında mahkeme kararıyla davacı-alacaklıya temliki (devri) ile sorun çözülebilir. Tüm bu açıklamalar karşısında Mahkemece davalı A. adına tasfiye halindeki İ. F. Kurumunda bulunan ve tasfiye sonunda davalı A.’ye ödenecek miktar üzerinde davacı M.’in %50 oranında katkı payı alacağı olduğunun tespitine ve davacı alacaklı M.’e temlikine ve ödenmesine karar verilmesi gerekirken gelen yazı cevapları hatalı şekilde değerlendirilerek yazılı şekilde redde karar verilmesi doğru değildir.» Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 18.03.2014 T., 2014/670 E., 2014/4467 K.

DEĞER TESPİTİ

  1. Mevcut Mallar: Dava konusu malvarlığının mal rejimi sona erdiği andaki mevcut durumunun, tasfiye tarihindeki değeri tespit edilmelidir. Örneğin natamam binanın, boşanma dava tarihindeki durumunun tasfiye tarihindeki değerinin tespiti gerekmektedir.
  2. Devredilen Eklenecek Değer Niteliğindeki Mallar: Dava konusu malvarlığının devredildiği tarihteki mevcut durumunun, tasfiye tarihindeki değeri tespit edilmelidir.

«Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, mahkemece, dava konusu aracın hasarlı çıkması nedeniyle iade edilmesi nedeniyle ödenen bedelin ilk karar tarihi (03.12.2015) ile son karar tarihi (10.11.2020) arasında geçen sürenin uzunluğu dikkate alındığında değerin güncelliğini yitirdiği anlaşılmakla, araç nedeniyle ödenen bedelin tasfiye tarihi itibariyle (bozma ile de günceliğini yitireceğinden verilecek karar tarihine en yakın tarih itibariyle) sürüm (rayiç) değerinin belirlenerek, buna göre artık değere katılma alacağına hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.» Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 06.12.2021 T., 2021/5662 E., 2021/9119 K.

ZİNA VEYA HAYATA KAST HALİNDE KATILMA ALACAĞI

Zina veya hayata kast nedeni ile boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir

Boşanma kararı TMK m. 161 veya m. 162’ye dayanılarak verilmiş olmalıdır.

Katkı Payı Alacağı ve Katılma Alacağında Zamanaşımı Süreleri:

B.K. m. 146 – 10 yıl

T.M.K.m.178 — 1 yıl

Hemen Arayın
Whatsapp