BORÇLAR HUKUKUNDA HATA

Türk hukukunda sözleşmelerde esas olan ilke irade serbesitesi ilkesidir. Sözleşmenin tarafları asıl iradelerini yazılı ya da sözlü beyanları ile ortaya koyarlar. Nitekim hukuki işlemin kurulması iradenin açıklanması ile mümkündür. Bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan sakatlıklara irade bozukluğu denir. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Baskı., Ankara 2017, s. 392). İrade bozuklukları TBK madde 30 – 39 arasında hüküm altına alınmıştır.

TBK’da düzenlenen ve irade bozuklukları arasında yer alan hata; her zaman sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmaz. Burada esaslı ve esaslı olmayan hata olmak üzere bir ayrım yapmak gerekmektedir. Esaslı hata halleri TBK madde 31’de hüküm altına alınmışken madde 32 ile saikte hata düzenlenmiştir. Saikte hata kural olarak esaslı yanılma olarak sayılmamaktadır. Ancak bazı hallerin varlığı halinde saikte hata dürüstlük kuralı çerçevesinde esaslı hata olarak değerlendirilecektir.

A- Taraflarından biri sözleşme yapma arzusunun oluşmasına etki yapan bir hususta yanılmış olmalıdır. 

B- Yanılma konusu husus yanıldığı konuyu sözleşmenin temeli saymalıdır.

C-Yanılma konusu saik karşı tarafça bilinebilir olmalıdır. 

Saikte yanılmanın bu hali temelde yanılma olarak isimlendirilmiştir. Temel yanılmasında, işlem iradesi ile beyan arasında bir uygunsuzluk yoktur. Beyan, iradeye uygundur. Fakat irade oluşum safhasında sakatlanmıştır. Esasen bu yüzdendir ki temel yanılması her şeyden önce bir saik yanılması olarak kabul edilmektedir. Temel yanılmasının esaslı yanılma olarak kabul edilmesinin sebebi, hakkaniyet fikridir. (Eren, s.402 ). 

HATA

ESASLI HATA ESASLI OLMAYAN HATA

(SAİK HATASI)

BEYAN HATASI TEMEL YANILMASI

ESASLI HATA – BEYAN HATASI

Esaslı hata halleri basitçe tanımlanırsa saikte hata dışında kalan hatalar olarak değerlendirilir. TBK’nın 31. Maddesinde esaslı yanılma halleri 5 bent halinde sayılmıştır; 

  1. Sözleşmenin niteliğinde yanılma. 

  2. Konuda yanılma. 

  3. Kişide yanılma. 

  4. Miktarda yanılma. 

  5. Sözleşme yapılırken kimliği göz önüne alınan kişide yanılma. 

Genel olarak, bir kimse genellikle dikkatsizlik sonucu gerçek iradesine uymayan bir beyanda bulunur. Fakat yanılarak beyanda bulunan kimsenin yasa tarafından korunması için, yanılmanın mazur görülebilir mahiyette olması gerekmez. Gerekli olan, yanılmanın esaslı olmasıdır. Şu hâlde, esaslı yanılma, yanılmanın mahiyetiyle değil, fakat yasa tarafından kendisine bir iptal ( bozma ) hükmü bağlanması ile ilgilidir ( Tunçomağ, s.336 ). 

  1. Sözleşmenin Niteliğinde Yanılma: Görünüşte kurulan sözleşme türü ile kurulmak istenilen sözleşme türünün birbirinden farklı olmasıdır. Yani sözleşmenin esaslı hataya düşen tarafın iradesi vardır ancak sözleşme bu iradeye uygun olmayan bir sözleşme olarak yapılmıştır. Esaslı yanılma hâllerinden ikincisi sözleşmenin konusunda yanılmadır. 

  2. Sözleşmenin Konusunda Yanılma: Esaslı hataya düşen kişinin gerçekte istediğinden başka bir konu için irade beyanında bulunmasıdır.

  3. Sözleşmede Karşı Tarafın Kimliğinde Hata: Hataya düşen kişinin sözleşme yapma iradesini, sözleşmeyi yapmak istediği kişiden başkaca bir kişiye açıklamasıdır.

  4. Miktarda Yanılma: Sözleşmede hataya düşen tarafın gerçekte üstlenmek istediği miktardan fazla ya da gerçekte istediği miktardan az edim iradesi açıklamasıdır. Basit hesap hatası miktar hatası ile aynı durumu ifade etmez. Basit hesap hatasının varlığı durumda sözleşmenin geçerliliği etkilenmez, hatanın düzeltilmesi yeterlidir.

  5. Sözleşme Yapılırken Kimliği Göz Önüne Alınan Kişide Yanılma: Sözleşmede hataya düşen kişinin sözleşmeyi yaparken belirli nitelikleri olan bir kişiyi dikkate almasına karşın başka bir kişi için iradesini açıklamasıdır.

ESASLI HATA NEDENİYLE SÖZLEŞMENİN İPTALİ

Esaslı hata beyan yanılması ve temel yanılması olarak ikiye ayrılmaktadır. 

TBK’nın 39. Maddesine göre; Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. 

Hataya düşen kişi sözleşmeyle bağlı olmadığını açıklarken hiçbir şekil şartına tabi değildir. Bu açıklamanın dürüstlük kuralı ile bağdaşması gerekmektedir. TBK’nın 34. Maddesine göre: “Yanılan, yanıldığını dürüstlük kurallarına aykırı olarak ileri süremez.  Özellikle diğer tarafın, sözleşmenin yanılanın kastettiği anlamda kurulmasına razı olduğunu bildirmesi durumunda, sözleşme bu anlamda kurulmuş sayılır.” 

SÖZLEŞMENİN İPTAL EDİLMESİ HALİNDE KARŞI TARAFIN ZARARI

Kusurun varlığı sözleşmenin iptaline engel teşkil etmez. Kusuru bulunan kişi bu durumda zararı gidermekle mükelleftir. Bu durum TBK 35 ile düzenlenmiştir. TBK’nın 35. Maddesine göre: “Yanılan, yanılmasında kusurlu ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Ancak, diğer taraf yanılmayı biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, tazminat istenemez. Hâkim, hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda, ifadan beklenen yararı aşmamak kaydıyla, daha fazla tazminata hükmedebilir.”

ÖZKÖK HUKUK BÜROSU

AV. EYLEM ALTUN TEKE