Özellikle pandemi süreci ile birlikte tezgahüstü ilaç denilen; dermo-kozmetik ürünler gibi kişisel bakım ürünleri, takviye edici gıdalar, mide ağrısı, baş ağrısı gibi basit hastalıkların tedavisinde kullanılabilen ilaçlar şeklindeki reçetesiz ilaçların satışı artmıştır. Eczanelerde satılan ürünler genel olarak 3 gruba ayrılır: reçete ile satılan ilaçlar, reçetesiz satın alınan ilaçlar ve kozmetik ürünler. Tezgahüstü ilaçlar; reçetesiz satışı yapılabilen, eczane dışında da satılabilen, Sağlık Bakanlığı tarafından fiyatlandırmada alt sınırı belirlenen, üst sınırı satıcı tarafından ayarlanabilen ilaçları ifade eder. Bu grup ilaçların SGK tarafından geri ödemesi genellikle yapılmaz. Dolayısıyla hükümetler bu ilaçların olabildiğince yaygınlaşmasını ister.

1-Eczacıların TKHK Kapsamında Sorumluluğu
Hasta aynı zamanda tüketici sıfatına sahip olduğundan yani mesleki ve ticari olmayan amaçlarla hareket ettiğinden bir tüketici işlemi söz konusudur. Nitekim eczane bir ticari işletme, eczacı da bir tacir olarak kabul edildiğinden, eczaneye gelen bir hasta tüketici olmanın yanı sıra müşteri sıfatına da sahiptir. Eczacı da TKHK anlamında satıcı niteliğindedir. Nitekim eczanelerin kar gütmesi verilen hizmetin kamu hizmeti sayılmasına engel olmaz.
Aydınlatma Yükümlülüğü:
Eczaneler her ne kadar bir ticari işletme olsalar da tüketici/hastayı aydınlatmakla yükümlü olan sağlık birimleridir aynı zamanda. Aydınlatma yükümlülüğü, sözleşme öncesi görüşmelerden ortaya çıkar (culpra in contrahendo). Bu nedenle eczacı, satış yapılmadan önce hasta/tüketiciye dürüst davranmak ve özenli bir şekilde bilgilendirme yapmakla yükümlüdür. Özellikle reçetesiz ilaç ve kozmetik ürünler bakımından bu yükümlülük daha da önem arz eder.
Eczacı ile ilaç dışı ürün satın alan tüketici arasında bir tüketici işlemi söz konusu olduğu için TKHK uyarınca eczacının ayıptan doğan sorumluluğu söz konusudur. Eczacı ürünü satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. Eczacının asli yükümlülüğü satılan ürünü gereği gibi teslim etmek, yan yükümlülüğü ise hasta/tüketiciyi özenli bir şekilde aydınlatmaktır. Eczacı, sattığı üründeki ayıbı bilmese dahi sorumludur. Ayıplı satılan reçetesiz ilaç veya kozmetik ürünün onarılması mümkün olmadığından, tüketici ücretsiz onarım isteme hakkını kullanamaz. Tüketici, sözleşmeden dönerek tazminat isteme hakkına sahiptir. Ürünün ayıpsız misli ile değiştirilmesini de isteyebilir. Özellikle kozmetik ürünler bakımından bedelde indirim talebinde bulunabilir.
2-Eczacının TBK Gereği Sorumluluğu
Sözleşme özgürlüğü prensibinin istisnalarından biri de eczacının, eczanede satışa sunulan ilaç ve tezgahüstü ilaçları kendisine başvuran hastalara satmakla yükümlü olmasıdır. Ancak her şeyden evvel bir tüketici işlemi söz konusu olduğundan öncelikle özel kanun olan TKHK, burada hüküm bulunmaması halinde ise TBK uygulanır. TBK bakımından ikili bir ayrım yapılır.
Tüketici/hasta, reçetesiz satılan ilaç veya kozmetik ürünün adını özellikle belirterek istiyor ve satın alıyorsa burada klasik satış sözleşmesi kurulmuş olur.
Tüketici/hasta, şikayetlerini anlatıp, eczacının yönlendirmesiyle ilaç dışı ya da kozmetik ürün satın alıyorsa bu halde vekalet ile satış sözleşmesinin unsurlarını içeren karma bir sözleşme söz konusu olur. Bu nedenle eczacı, reçetesiz ilaçların satımında vekilin sadakat yükümlülüğü kapsamında hastanın aydınlatılmış rızasını almalıdır. TBK m.506/2: “Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.” Tüketici özenli bir şekilde aydınlatılmaz, ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilmezse borç gereği gibi ifa edilmemiş olur. Bu halde eczacının sözleşmesel sorumluluğundan bahsedilebilmesi için eczacının aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin yanı sıra kusurlu olması ve tüketicinin uygun nedensellik bağı çerçevesinde bir zarara uğramış olması gerekir. Tüketicinin hastalık geçmişini ya da semptomlarını açık bir şekilde izah etmemesi ya da alerjilerini, halihazırda kullandığı ilaçları belirtmeyi ihmal etmesi halinde eczacının sorumluluğu hafifleyebilir ya da tümüyle ortadan kalkabilir. Nitekim reçetesiz satılan ilaçlar bakımından eczacı ile tüketici arasında işbirliğine dayanan özel bir güven ilişkisi vardır. Bu nedenle tüketici eczacıya hem doğru bilgi vermek hem de ilaçları kullanım talimatlarına uygun bir şekilde kullanmakla yükümlüdür.