Katılma Alacağının Azaltılması ve Kaldırılması: TMK m. 236/2 Kapsamında Yargıtay Uygulaması ve Hakkaniyet İlkesi
Evlilik birliğinin sona ermesi halinde eşler arasında mal rejiminin tasfiyesi sürecinde en sık karşılaşılan hukuki sorunlardan biri, artık değere katılma alacağının nasıl ve ne ölçüde belirleneceğidir. Türk Medeni Kanunu’nun 236/2. maddesi, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma durumunda, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hâkimin takdiriyle azaltılabileceğini veya tamamen kaldırılabileceğini öngörmektedir. Bu düzenleme, evlilik birliğine aykırı ağır kusurlu davranışları olan eşin, bu kusurundan dolayı mali sonuçlar doğurmasına imkân tanıyan istisnai bir hükümdür.

1. TMK m. 236/2’nin Uygulama Şartları
Aşağıdaki beş temel şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
- Edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olmalıdır.
- Boşanma kararı, yalnızca zina (TMK m. 161) veya hayata kast (TMK m. 162) nedenine dayalı olarak verilmiş olmalıdır.
- Kusurlu eşin artık değere katılma alacağı bulunmalıdır.
- Pay oranı yalnızca kusurlu eş aleyhine azaltılabilir ya da kaldırılabilir.
- Bu indirim veya kaldırma, hakkaniyete uygun olmalıdır.
2. Katkı Payı Alacağı ile Karıştırılmamalıdır
Yargıtay uygulamasında da vurgulandığı üzere (Yarg. 8. HD, 13.02.2019, E. 2017/4334), TMK m. 236/2 yalnızca artık değere katılma alacağı bakımından uygulanabilir. Katkı payı ya da değer artış payı taleplerinde bu hüküm uygulanamaz.
3.Boşanmanın Gerekçesi Belirleyici Unsurdur
Yargıtay’a göre (8. HD, 10.10.2013, E. 2013/3343), TMK m. 236/2’nin uygulanabilmesi için boşanma kararının zina ya da hayata kast sebebine dayanarak verilmiş olması şarttır. “Şiddetli geçimsizlik” gibi genel sebeplere dayanarak verilen kararlar bu madde kapsamında değerlendirilmez.
4. Kusurlu Eşin Artık Değer Hakkı Varsa Azaltılabilir
Yalnızca mal rejimi tasfiyesinde alacak hakkı bulunan kusurlu eşe karşı TMK m. 236/2 uygulanabilir. Hiçbir artık değer alacağı yoksa bu hüküm uygulama alanı bulmaz.
5. Hakkaniyet İlkesi ve Uygulama Ölçütleri
Hâkim, aşağıdaki unsurları dikkate alarak hakkaniyete uygun şekilde karar verir:
- Kusurun ağırlığı ve niteliği
- Evliliğin süresi
- Eşlerin ekonomik ve sosyal durumları
- Emeğin ve katkının niteliği
- Malvarlığının edinilme zamanı (fiili ayrılıklar dikkate alınır)
Örnek olarak, Yargıtay 2. HD, 27.06.2024 tarihli kararında, evliliğin 27 yıl boyunca fiilen ayrı sürdüğü ve davalının zinaya dayalı ağır kusurlu olduğu sabit kabul edilmiş, buna rağmen pay oranı sadece %10 oranında indirilmiştir.
6.TMK m. 236/2’nin Ölüm Halinde Uygulanabilirliği
Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin vefatı halinde, öğretide iki görüş mevcuttur:
- Uygulanamaz görüşü: Evlilik ölümle sona erdiğinden artık boşanma nedeni geçerli değildir.
- Uygulanabilir görüşü: Kusursuz eşin mirasçıları, diğer eşin hayata kast veya zinaya dayalı kusurunu ispatlarsa hâkim TMK m. 236/2’yi uygulayabilir.
Sonuç
TMK m. 236/2 hükmü, boşanma hukuku ve mal rejimi tasfiyesinde kusura dayalı hakkaniyet kontrolü sağlar. Ancak istisnai bir düzenleme olduğundan yalnızca açık şartlar altında, sınırlı bir şekilde uygulanmalıdır. Uygulamada hâkimin takdir yetkisini kullanırken hakkaniyet ilkesini somut olay özelinde detaylı gerekçelerle açıklaması gerekir.
Detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
İçindekiler
- 1 Katılma Alacağının Azaltılması ve Kaldırılması: TMK m. 236/2 Kapsamında Yargıtay Uygulaması ve Hakkaniyet İlkesi
- 2 1. TMK m. 236/2’nin Uygulama Şartları
- 3 2. Katkı Payı Alacağı ile Karıştırılmamalıdır
- 4 3.Boşanmanın Gerekçesi Belirleyici Unsurdur
- 5 4. Kusurlu Eşin Artık Değer Hakkı Varsa Azaltılabilir
- 6 5. Hakkaniyet İlkesi ve Uygulama Ölçütleri
- 7 6.TMK m. 236/2’nin Ölüm Halinde Uygulanabilirliği
- 8 Sonuç