Sözleşme; tarafların hukuk düzleminde belirli bir sonuca yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarından oluşan bir hukuki işlemdir. Hukuki işlemlerin hüküm ifade edebilmeleri adına bazı unsurları ihtiva etmesi gerekmektedir. Sözleşmenin gerekli hukuki unsurları ihtiva etmemesi durumunda sözleşme, hukuk düzeninin gerektirdiği bazı yaptırımlar ile karşılaşacaktır. Doktrinde ilgili yaptırımlar adına sınıflandırmalar değişiklik göstermek ile birlikte Oğuzman/Barlas ekolüne göre 5’e ayrılmaktadır.

  1. YOKLUK

Bir hukuki işlemin kurucu unsurlarının natamam olması halinde söz konusu hukuki işlem; hukuk dünyasında varlık kazanamaz. Bir hukuki işlemin kurucu unsurları eksik ise ilgili hukuki işlem ile hedeflenen hukuki sonuç hiç doğmamıştır. Örneğin evlenmek isteyen bir kimse evlenme hususundaki iradesini evlendirme memuru huzurunda beyan etmez ise evlenme işlemi hiç gerçekleşmemiş sayılır zira evlenme hususundaki irade beyanının evlendirmeye yetkili memur huzurunda beyan edilmesi, evlenme sözleşmesinde bir varlık şartıdır.

  1. KESİN HÜKÜMSÜZLÜK (BUTLAN)

Bir hukuki işlemin kurucu unsurları tamamlanmış olmak ile beraber konusu; genel geçerlilik şartlarından olan kamu düzeni, genel ahlak, kişilik hakları, emredici hukuk kurallarına aykırılık ihtiva etmekte ise ilgili hukuki işlem batıldır, yani kesin hükümsüzdür. Tasarruf işlemlerinde1 tasarruf yetkisinin bulunmaması2 yahut sebebe bağlı tasarruf işlemlerinde buna temel teşkil eden borçlanma işleminin geçersiz olması3 durumunda ilgili işlem kesin hükümsüzdür. Hukuki işlemin kesin hükümsüzlüğü, hukuki ilişkinin ölü doğması olarak da ifade edilebilir. Kesin hükümsüz bir akit, -nasıl ki ölü birinin dirilmesi mümkün değil ise- geçersizliğe yol açan olgunun ortadan kalkması yahut süre geçmesi gibi durumlar ile geçerli hale getirilemez. Fakat bir hukuki işlemin belirli bir kısmının geçersiz sayılması söz konusu olabilmektedir ve bu geçersizlik türü “kısmi kesin hükümsüzlük” şeklinde nitelenmektedir.4

Doktrindeki bazı görüşler butlan yaptırımını; nispi butlan ve mutlak butlan olarak ayırmakta iken Oğuzman ekolü butlan ile kesin hükümsüzlüğü bir kabul etmekte, nispi butlan olarak adlandırılan türü ise “iptal edilebilirlik” şeklinde nitelemektedir.

  1. İPTAL EDİLEBİLİRLİK

Bir hukuki ilişkinin sakat doğması durumunda “iptal edilebilirlik” söz konusu olabilmektedir. Sakat doğan hukuki ilişkinin bir yandan sakatlığı giderilerek yaşatılması ve hukuki sonuç doğurması mümkün kılınabilmekte diğer yandan ise sakatlık sebebi ile hukuki işlemi hükümsüzleştirebilmek imkânı bulunmaktadır. Yanı sıra ifade etmekte fayda görmekteyiz ki; irade sakatlıklarında sözleşmein kurulduğu andaki statüsü-hukuki geçerliliği noktasında kesin bir kanaat bulunmamak ile birlikte doktrinde tartışılmaya devam etmektedir. TBK m. 30. Ve 39. Maddeleri arasında; sözleşmedeki irade beyanının, hata hile veya ikrah sebebiyle sakat olması halinde düzelebilir hükümsüzlüğün söz konusu olduğu ve ilgili durumlarda iptal hakkı için hata veya hilenin anlaşılmasından yahut korkunun kalkmasından itibaren bir yıllık süre tanınmıştır. İptal hakkı sahibi isterse bu hakkını kullanarak işlemi geçmişe etkili olacak şekilde baştan itibaren hükümsüzleştirilebilir. Kanun ile tanınan 1 yılık süre, hak düşürücü süre niteliğini haizdir ve süre geçtikten sonra sözleşmenin hükümsüz kılınma imkanı ortadan kalkmaktadır.

  1. NOKSANLIK (ASKIDA HÜKÜMSÜZLÜK)

Bir hukuki işlemin kurucu unsurları tamam olmak ile beraber tamamlayıcı bir unsurun eksikliği söz konusu ise ya tamamlayıcı unsur gerçekleşecek ve işlem hüküm ifade edecektir; ya da bu unsurun gerçekleşmeyeceği kesin olarak belli olacak ve işlem tamamen hükümsüzleşecektir. 5

  1. NİSBİ ETKİSİZLİK

Bir tasarruf işlemi ile hukuk dünyasında meydana gelen bir değişikliğin bazı kimselere karşı ileri sürülememesi, onlara karşı etkili olmaması halinde nisbi bir etkisizlik söz konusudur. Nisbi etkisizlik mutlak da olabilir, düzelebilir nitelikte de olabilir.6

1 Tasarruf işlemi; malvarlığında yer alan bir hakkı doğrudan etkileyerek hakkı devreden, sınırlayan, sona erdiren ve hakkın içeriğini değiştiren hukukî işlemdir.

2 Örneğin bir evde kiracı konumunda bulunan kimsenin söz konusu evi konu alan bir satış sözleşmesi düzenlemesi.

3 Taşınmaz satışının borçlandırıcı işlem (tapu memuru huzurunda tanzim edilen resmi senet) ve tasarruf işleminden (tescil talebi) oluşmasından hareketle; örneğin tescil talebinden önce gerçekleştirilen satış sözleşmesinin geçersiz olması

4 Örneğin bir sözleşmenin içerdiği maddelerin yalnızca biri ahlaka aykırı ise o şart olmadan o sözleşmenin yapılmayacağı da anlaşılmıyorsa ilgili şart hükümsüz olup sözleşme, ilgili kayıt hariç tutulmak üzere geçerli sayılacaktır.

5 Örneğin ayırt etme gücüne sahip olan küçüklerin ve kısıtlıların kanuni temsilcilerinin iznini almadan yaptıkları borçlandırıcı hukuki işlemler, kanuni temsilcinin onay vermesi ile tamamlanabilir.

6 Mesela, bir alacak devredilince, bu devir (temlik) olgusu borçluya bildirilmemişse, bu temlik tamamen geçerli bir işlem olmasına rağmen, temlikten haberi olmayan iyiniyetli borçluya etki yapmaz. Borçlunun eski alacaklıya (alacağını devretmiş olana) yapacağı ifa, onu borcundan kurtarır. Temlikin borçluya karşı ileri sürülebilmesi için bunun borçluya bildirilmesi gerekir. (Oğuzman/Barlas, Medeni Hukuk, Ankara, 2016, syf 219)