Ceza yargılamasında sanığın birden fazla suçtan yargılanması ve yargılama sonunda bu suçların bir kısmından beraat ederken diğer bir suçtan mahkûmiyet veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı alması mümkündür.

Bu durumda sıkça karşılaşılan hukuki sorun şudur: Sanık, beraat ettiği suçlar nedeniyle Hazine aleyhine vekâlet ücretine hak kazanır mı?

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde beraat eden ve kendisini müdafiyle temsil ettiren sanık lehine maktu vekâlet ücretine hükmedileceği düzenlenmiş olmakla birlikte Yargıtayın ağırlıklı uygulaması, aynı sanık hakkında aynı dava içerisinde hem beraat hem de mahkûmiyet veya HAGB kararı bulunması hâlinde ayrıca beraat vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönündedir.

Beraat Eden Sanık Lehine Vekâlet Ücretine Hükmedilmesi Genel Kuraldır

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Ceza davalarında ücret” başlıklı 14. maddesinin dördüncü fıkrasına göre:

“Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.”

Buna göre sanığın tüm isnatlardan beraat etmesi ve kendisini bir müdafiyle temsil ettirmiş olması durumunda, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre Hazine aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.

Sanığın Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca görevlendirilen bir müdafi tarafından temsil edilmesi hâlinde ise kovuşturma nedeniyle Hazineden alınan ücret mahsup edilerek uygulama yapılır.

Güncel düzenlemeye 2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden ulaşılabilir.

Kısmi Beraat Hâlinde Sorun Nasıl Ortaya Çıkmaktadır?

Kısmi beraat; aynı sanık hakkında aynı dava kapsamında birden fazla suçtan hüküm kurulması, bu suçların bir kısmından beraat, diğerlerinden ise mahkûmiyet veya HAGB kararı verilmesi durumudur.

Örneğin bir sanığın aynı dosyada:

  • Konut dokunulmazlığını ihlal suçundan beraat etmesi,
  • Mala zarar verme suçundan beraat etmesi,
  • Tehdit suçundan beraat etmesi,
  • Kasten yaralama suçundan ise HAGB kararı alması

mümkündür.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14. maddesi yalnızca “beraat eden sanık” ifadesini kullandığından, beraat edilen her suç bakımından vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülebilir. Buna karşılık Yargıtay, Tarife’nin 2. maddesinde düzenlenen avukatlık ücretinin kapsadığı işler ile “avukatlık hizmetinin bölünmezliği” ilkesini birlikte değerlendirerek farklı bir sonuca ulaşmaktadır.

Avukatlık Hizmetinin Bölünmezliği İlkesi Nedir?

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 2. maddesine göre tarifede yazılı avukatlık ücreti, davada kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılan bütün iş ve işlemlerin karşılığıdır. Avukatın aynı dava kapsamında düzenlediği dilekçeler ve yaptığı diğer işlemler ayrıca ücretlendirilmez.

Yargıtay ceza daireleri bu düzenlemeden hareketle, aynı sanığa aynı dava içinde sunulan müdafilik hizmetinin suç sayısına göre bölünemeyeceğini kabul etmektedir.

Bu yaklaşıma göre müdafi tarafından aynı dosyada sunulan hukuki yardım bir bütün oluşturur. Sanığın bir suçtan mahkûmiyet veya HAGB kararı alması durumunda, aynı dosyada beraat ettiği diğer suçlar için ayrıca maktu vekâlet ücretine hükmedilmez.

Başka bir ifadeyle vekâlet ücreti, aynı dava içinde her suç için ayrı ayrı değil, sunulan hukuki yardımın bütünü dikkate alınarak değerlendirilir.

HAGB Kararı Beraat Vekâlet Ücretini Engeller mi?

HAGB Kararı Beraat Vekâlet Ücretini Engeller mi?

HAGB Kararı Beraat Vekâlet Ücretini Engeller mi?

Yargıtayın ağırlıklı uygulamasına göre aynı sanık hakkında bir suçtan beraat, diğer bir suçtan HAGB kararı verilmişse beraat edilen suç yönünden ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmez.

Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır: HAGB kararı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değildir. HAGB’nin hukuki niteliği ve sonuçları mahkûmiyet kararından farklıdır. Bununla birlikte Yargıtay, aynı dosyada beraat vekâlet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceğini değerlendirirken HAGB kararını da avukatlık hizmetinin bölünmezliği kapsamında dikkate almaktadır.

Dolayısıyla HAGB kararının beraat vekâlet ücretine etkisi, HAGB’nin mahkûmiyet hükmü sayılmasından değil; aynı dava içerisindeki müdafilik hizmetinin bölünemeyeceği kabulünden kaynaklanmaktadır.

HAGB’nin hukuki niteliğine ilişkin akademik değerlendirmeler için Enes Yılmaz’ın “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Sanık Hakkında Sonuç Doğurmaması Üzerine Bir Değerlendirme” başlıklı çalışması incelenebilir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin Yaklaşımı

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26 Şubat 2024 tarihli, 2022/5785 Esas ve 2024/1742 Karar sayılı kararında sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat, kasten yaralama suçundan ise HAGB kararı verilmiştir.

Sanık müdafisi, beraat kararı nedeniyle sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi ise:

“Müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından”

beraat edilen suç bakımından ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir.

Kararın tam metnine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2022/5785 Esas ve 2024/1742 Karar sayılı kararı üzerinden ulaşılabilir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin Yaklaşımı

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16 Aralık 2020 tarihli, 2020/2239 Esas ve 2020/9113 Karar sayılı kararında da aynı ilke benimsenmiştir.

Karara konu olayda sanık, aynı dava kapsamında bir suçtan beraat etmiş; başka bir suçtan ise HAGB kararı almıştır. Yargıtay, müdafi tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesinin mümkün olmadığını belirterek beraat edilen suç yönünden ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmemesini hukuka uygun bulmuştur.

Kararın tam metni Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2020/2239 Esas ve 2020/9113 Karar sayılı kararı bağlantısında yer almaktadır.

Aynı Dosyadaki Farklı Sanıkların Durumu Karıştırılmamalıdır

Kısmi beraat değerlendirmesinde “aynı sanık” ile “aynı dosyadaki farklı sanıklar” birbirinden ayrılmalıdır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 20 Ocak 2021 tarihli, 2020/3909 Esas ve 2021/236 Karar sayılı kararı bu ayrım bakımından önemlidir.

Kararda:

  • Aynı dosyada hem beraat hem de HAGB kararı bulunan sanık lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi hukuka uygun bulunmuş,
  • Yalnızca beraat kararı verilen ve kendisini müdafiyle temsil ettiren diğer sanık lehine ise maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla bu karar, aynı sanık hakkında verilen kısmi beraat durumunda farklı bir sonuca ulaşmamaktadır. Karar, dosyadaki sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini göstermektedir.

Kararın tam metnine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2020/3909 Esas ve 2021/236 Karar sayılı kararı üzerinden ulaşılabilir.

Her Beraat Edilen Suç İçin Ayrı Vekâlet Ücreti Verilir mi?

Sanığın aynı dava içerisinde birden fazla suçtan beraat etmesi, her suç için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedileceği anlamına gelmez.

Sanığın tüm suçlardan beraat etmesi hâlinde, kural olarak kararın verildiği mahkemeye göre tarifede belirlenen tek bir maktu vekâlet ücretine hükmedilir. Suç sayısı kadar ayrı vekâlet ücretine hükmedilmez.

Sanığın suçların bir kısmından beraat edip en az bir suçtan mahkûmiyet veya HAGB kararı alması hâlinde ise Yargıtayın ağırlıklı uygulamasına göre beraat edilen suçlar için ayrıca vekâlet ücreti verilmez.

Ayrı Ceza Dosyalarında Verilen Kararlar Nasıl Değerlendirilir?

Avukatlık hizmetinin bölünmezliği yaklaşımı, esas olarak aynı dava ve aynı dosya kapsamında sunulan müdafilik hizmetine ilişkindir.

Sanık hakkında farklı ceza dosyalarında yürütülen bağımsız yargılamalar bulunuyorsa her dosyanın sonucu ayrı değerlendirilir. Bir dosyadaki mahkûmiyet veya HAGB kararı, başka bir dosyada verilen beraat nedeniyle doğan vekâlet ücreti hakkını kural olarak ortadan kaldırmaz.

Ancak davaların birleştirilmesi, ayrılması veya farklı suçların aynı iddianame kapsamında değerlendirilmesi gibi durumlarda somut dosyanın usul geçmişinin ayrıca incelenmesi gerekir.

Vekâlet Ücretine Hükmedilmemesi Kanun Yoluna Taşınabilir mi?

Beraat eden sanık lehine hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin kararda gösterilmemesi, şartları varsa kanun yolu incelemesine konu edilebilir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2022/5785 Esas ve 2024/1742 Karar sayılı kararında da sanık müdafisinin yalnızca vekâlet ücretiyle sınırlı temyiz başvurusunda hukuki yararının bulunduğu kabul edilmiştir.

Ancak başvurulabilecek kanun yolu; kararın türüne, hüküm tarihine, suçun niteliğine ve kararın tabi olduğu güncel kanun yolu hükümlerine göre değişebilir. Bu nedenle vekâlet ücretine ilişkin eksikliğin, kararın tabi olduğu kanun yolu ve yasal süre içinde ileri sürülmesi gerekir.

Beraat eden ve kendisini müdafiyle temsil ettiren sanık lehine Hazine aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi genel kuraldır.

Bununla birlikte aynı sanık hakkında aynı ceza davasında:

  • Bazı suçlardan beraat,
  • En az bir suçtan mahkûmiyet veya HAGB

kararı verilmişse Yargıtayın ağırlıklı içtihadı, müdafi tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünemez olduğu ve beraat edilen suçlar yönünden ayrıca vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği yönündedir.

Sanığın bütün suçlardan beraat etmesi hâlinde ise karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tek bir maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.

Değerlendirme yapılırken aynı dosyada birden fazla sanık bulunup bulunmadığı, kararların hangi sanık hakkında verildiği, yargılamaların birleştirilip birleştirilmediği ve müdafilik hizmetinin hangi dava kapsamında sunulduğu dikkatle incelenmelidir.

Kaynakça

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her ceza dosyasının usul geçmişi ve hüküm içeriği farklı olduğundan somut olay bakımından hukuki görüş veya danışmanlık yerine geçmez.