Aldatma durumunda çocuğun velayeti, boşanma davasının en kritik ve tartışmalı konularından biridir. Ancak, çocuğun velayetinin hangi tarafa verileceği, sadece aldatma durumu ile değil, çocuğun en iyi çıkarları gözetilerek yapılan değerlendirmelerle belirlenir.

Türk Medeni Kanunu’na göre, çocuğun velayeti, çocuğun yaşına, gelişim durumuna ve her iki ebeveynin de bakım ve eğitim sağlayabilme kapasitesine göre belirlenir. Aldatma, bir eşin sadakatsizliği anlamına gelir ve bu durum, çocuğun velayetinin belirlenmesinde tek başına bir belirleyici faktör değildir.
Velayet kararını verirken mahkeme, aşağıdaki faktörleri dikkate alır:
- Çocuğun Yaşı ve Gelişim Durumu: Özellikle küçük yaşta çocuklar için, mahkeme genellikle çocuğun annesine verilmesini tercih eder. Ancak bu kuralda istisnalar olabilir.
- Çocuğun İhtiyaçları: Çocuğun maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesine sahip olan ebeveyn, velayet için daha güçlü bir aday olabilir.
- Aldatma Durumu ve Ebeveynin Durumu: Aldatmanın, çocuğun bakımına olumsuz bir etkisi olup olmadığı, ebeveynin tutumları ve davranışları da dikkate alınır. Aldatmanın çocuğa zarar verecek şekilde ailevi huzursuzluk yaratıp yaratmadığı da önemli bir faktördür.
- Ebeveynlerin Genel İlişkisi ve Geçmişi: Ebeveynlerin birbirleriyle olan ilişkisi, çocuğun eğitimini ve bakımını sürdürebilecek kapasiteleri gibi faktörler de mahkeme kararını etkiler.
Aldatma gibi bir durum çocuğun velayetini doğrudan etkilemese de, ebeveynin davranışları, çocuğun en iyi çıkarları doğrultusunda değerlendirilecektir. Her durumda, mahkeme çocuğun menfaatlerini ön planda tutarak en doğru kararı verecektir.