Eşin Katılma Alacağını Azaltmak Kastıyla Yapılan Devirlerin Hukuki Niteliği

Türk Medeni Kanunu‘nda yer alan edinilmiş mallara katılma rejimi, boşanma durumunda eşlerin malvarlığı paylaşımına ilişkin temel esasları belirlemektedir. Bu kapsamda, eşlerden birinin diğerinin katılma alacağını bertaraf etme kastıyla yaptığı malvarlığı devirleri hukuken büyük önem taşımaktadır.

Katılma Alacağını Azaltmak Kastıyla Yapılan Devirler

Eşlerden biri, mal rejiminin devamı sırasında, diğer eşin katılma alacağını etkisiz bırakmak amacıyla bazı malvarlıklarını üçüncü kişilere devredebilir. Bu tür işlemler, karşılıksız olabileceği gibi düşük bedelli satış şeklinde de yapılabilir. Hukuk sistemi, bu tür hileli işlemlerle eşin mağdur edilmesini önlemeyi amaçlar. Bu nedenle, devir işlemi şeklen geçerli olsa da, hesaplamaya dahil edilerek sanki devir yapılmamış gibi katılma alacağı yeniden düzenlenir.

Yargı Uygulamasında Kastın Tespiti

Uygulamada çoğu zaman eşin gerçekten mal kaçırma kastıyla hareket edip etmediği tartışma konusu olmaktadır. Yargıtay, devir işlemlerinin zamanlamasını, bedelin piyasa koşullarına uygun olup olmadığını ve işlemi yapan eşin davranışlarını birlikte değerlendirerek kastın varlığına karar vermektedir. Örneğin, boşanma davasından hemen önce yapılan satışlar, kastın en önemli göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Üçüncü Kişilere Karşı Dava Açılabilir Mi?

Devir işlemi bir üçüncü kişi lehine gerçekleştirilmişse ve diğer eş bu işlem nedeniyle alacağını tahsil edemezse, kanun bu mağduriyeti gidermek için özel hükümler öngörmektedir. Eğer mahkeme kararı ilgili üçüncü kişiye usulüne uygun olarak bildirilmişse, bu karar üçüncü kişiye karşı da hüküm doğurabilir. Böylelikle, alacaklı eş, hakkını sadece eşinden değil aynı zamanda işlemin tarafı olan üçüncü kişiden de talep edebilir.

Bankadaki Mevduatın Elden Çıkarılması

Boşanma süreci yaklaşırken banka hesaplarında yer alan yüksek meblağların ani şekilde çekilmesi, sıklıkla mal kaçırma amacıyla yapılan eylemler arasında yer alır. Bu tür durumlarda, paranın ne amaçla çekildiği, nerede harcandığı ve elde kalan tutarın varlığı araştırılır. Yargıtay, hayatın olağan akışı çerçevesinde, bu paraların hâlen eşin uhdesinde bulunduğuna kanaat getirirse, bu miktarın katılma alacağına dahil edilmesi yönünde karar verebilir.

Sonuç

Boşanma aşamasında yapılan mal devri işlemleri, sadece aile hukuku açısından değil aynı zamanda mal rejimi ve eşitlik ilkesi bakımından da kritik önem taşır. Eşin kötü niyetli hareketleri sonucunda diğer eşin mağduriyet yaşamaması adına, mal rejiminin tasfiyesinde bu tür işlemlerin dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Katılma alacağını azaltmaya yönelik tüm işlemlerin hukuki denetimi, adaletin tesisi açısından elzemdir.