Temsil yetkisine ilişkin yasal düzenlemeler Türk Borçlar Kanunu’nun 40-48 maddeleri arasında yapılmaktadır. Temsil yetkisi özünde temsilcinin, temsil olunan adına hukuki işlem yapabilme kabiliyetidir. Bu yetki kanundan kaynaklanabileceği gibi temsil edilecek kişinin tek taraflı irade beyanından da kaynaklanabilir. Kanundan gelen temsil yetkisine örnek olarak kısıtlı ile vasi arasındaki hukuki ilişki gösterilebilir. İradi temsil yetkisinde ise temsil olunanın tek taraflı irade beyanı yeterli olup, temsilcinin verilen yetkiye muvafakat şartı aranmamaktadır. Bu husus temsil ve vekalet sözleşmelerini birbirinden ayıran en ayırt edici özelliktir.

Temsil yetkisi eğer kanundan kaynaklanıyor ise kapsamı da kanun hükümleri uyarınca belirlenir ve uygulanır. Ancak iradi temsil yetkisinde temsil olunanın tek taraflı beyanı, temsil yetkisinin kapsamını belirlemektedir.

Temsil yetkisi doğrudan doğruya ve dolaylı temsil olmak üzere de ikiye ayrılmaktadır. Doğrudan doğruya temsil yetkisinde temsilci, temsil olunan adı ve hesabına işlem gerçekleştirmektedir. Temsilcinin, doğrudan doğruya yetkili olduğundan bahsedebilmek için,

1-Temsilcinin, temsil olunan adına işlem yaptığı üçüncü kişinin temsil ilişkisinin varlığını mevcut durum ve hukuki ilişkiden çıkarması ya da çıkarmasının beklenecek kadar açık olması ( Bunun için temsil olunan ya temsilciye bir temsil yetki belgesi düzenlemesi ya da temsil ilişkisini temsilcinin temsil yetkisi nezdinde işlem yapacağı üçüncü kişiye bildirmesi gerekmektedir.)

2-Temsilcinin, temsil olunan adına üçüncü kişi ile gerçekleştirdiği işlemin temsil olunan ile gerçekleştirmesinden farksız olması gerekmektedir.

3-Temsilcinin ayırt etme gücüne haiz olması şartı da aranan şartlar arasındadır. Ancak temsilcinin reşit olması şartı aranmamaktadır. Zira temsilci, temsil olunan ad ve hesabına işlem gerçekleştireceğinden, kendisi hak kazanamayacak ve borç altına girmeyecektir.

Dolaylı temsil yetkisinde ise temsilci, kendi adına ancak temsil olunan hesabına üçüncü kişi ile hukuki işlem tesis etmektedir. Dolaylı temsilde temsilci, temsil edilenin hesabına hareket ettiği halde bu durumdan sözleşmenin karşı tarafı olan üçüncü kişinin haberinin olmasına ilişkin bir şart bulunmadığından dolaylı temsil günümüzde kullanışsızdır.

Temsilci olduğunu iddia eden kişinin, temsil olunandan temsil hususunda yetki almaksızın gerçekleştirdiği hukuki işlemler ile, temsilcinin yetkisinin ölüm, azil, istifa, fiil ehliyetinin kaybedilmesi gibi sebeplerden yetkisiz hale gelmesine rağmen temsilci ad ve hesabına hukuki işlem gerçekleştirmesi hallerinde ise yetkisiz temsilden bahsedilecek olup bu hallerde temsilcinin yapılan hukuki işlemi onayıp onamadığı hususları üzerinden temsilcinin hukuki sorumluluğu doğmaktadır. Temsilcinin yetkisiz hukuki işlem yaptığı üçüncü kişi, yetkisiz işlemi temsil olunana bildirmesi halinde; temsil olunan yapılan hukuki işlemi onarsa, işlemin sonuçları temsil olanı temsil yetkisi başından itibaren varmışçasına bağlar. Ancak temsil olunan yapılan işbu yetkisiz işlemi onamaz ise üçüncü kişi bu işlem ile bağlı olmaktan kurtulur. Bu durumda meydana gelebilecek zararlardan yetkisiz temsilci sorumlu olacak olup, temsilcinin işlemi yaparken yetkili olduğunu ispat etmesi halinde kendisinden zararı gidermesi beklenemez.

Av. Aleyna ÖNVER